Gitsek de gitmesek de bizim olan o köylerden biri de, Gülnar’ın merkez köylerinden, Åžeyhömer. Bu köye geçen yıl Ekim ayında düzenlediÄŸimiz “foto-safari” ve kültür gezileri, beklediÄŸimizden de kapsamlı gerçekleÅŸtirildi. Köylüler böyle bir etkinlik yaÅŸamadı daha önce. Asıl bizi sevindiren de iÅŸte bu, daha önce bir deneyimi olmayan Åžeyhömerliler’in, beklenenin üstünde bir çaba gösterip bizleri içtenlikle kucaklamalarıdır.
Köy girişi, sokakları, türbe çevresi bayraklarla donatılmış, coşkulu bir karşılamaydı o. Bir sevgi seli oluşturan kentli-köylü el ele, kol kola birlikteliğe, kardeşliğe, paylaşıma doğru yürüdü. Türbe ziyaretinden sonra, su kaynakları, bağ-bahçe gezildi, ağaçlardan meyveler toplanıp yenildi.
Cumhuriyet’in yetmiÅŸ beÅŸinci yılında İçel FotoÄŸraf Amatörleri DerneÄŸi ve İçel Sanat Kulübü’nün düzenlediÄŸi bu geziler, olaÄŸanüstü bir ilgi gördü. Köylü-kentli sevgi yumağı, belleklerde hoÅŸ izler bıraktı.
Bu gezilerde, köy-yörük yaÅŸamından kesitler, üzüm kesimi, “şırahaneler” de şıra çıkarılarak nasıl pekmez kaynatıldığı anlatıldı, gösterildi ve görüntülendi; Åžeyh Ömer Dede’nin kiÅŸiliÄŸi, bilgeliÄŸi, mertliÄŸi, yiÄŸitliÄŸi ve Anamur’u Türk topraklarına katışı söylenceleri üzerine pınar başında bir söyleÅŸi-dinleti yer aldı.
Köylüler, “Åžeyh Ömer Sofrası”nda, sevi ortamında, konuklara, köy ekmeÄŸi, keÅŸkek, yahni, yüksük çorbası, helva, buz gibi pınar suyu, ayran, üzüm, elma, pekmez ikram ettiler. Geziye katılanlar, 7’den 77’ye, baÅŸkalarına aktaracakları hoÅŸ anılarla, mutlu bir yorgunluk içinde dönerken, Kayrak Köyü’ nde, gidiÅŸte olduÄŸu gibi, taze ürünlerden de satın aldı…
Bayram ÅŸenliÄŸi havasında belleklerden silinmeyecek güzellikler yaÅŸandı. Böyle bir etkinliÄŸi her yıl yineleyerek Gülnar’a bir “Hasat Sonu-BaÄŸ Bozumu ÅženliÄŸi” kazandırabiliriz. UnutulmuÅŸ olan bir toplumsal ve kültür etkinliÄŸi olan hasat sonu paylaşım ve mutluluk duygusunu yeniden canlandırabiliriz. Bilge Åžeyh Ömer’in düşüncelerini de bilimsel yaklaşımla topluma..
Çok eski ve bakımsız mezarlık içinde, unutulmuÅŸ bir türbe var. Türbenin zamana ve doÄŸaya yenik düşen kubbesi ve duvarları Kültür Bakanlığı’nca saÄŸlanan bir ödenekle onarıldı. Anadolu’daki kültür varlıklarının deÄŸerlendirilmesi, yurt dışına kaçırılanların Anadolu’ya geri getirilmesi için üstün çaba gösteren ve de baÅŸarılı olan Bakanlığımıza teÅŸekkürler… Anadolu’nun TürkleÅŸmesinde önemli görevler yüklenmiÅŸ olan bilge kiÅŸi Åžeyh Ömer Dede’nin, “koruma” altındaki türbesinin çevre düzenlemesi de halkın katkılarıyla yapılacak.
Sütlüce (Zeyne) beldesinde türbesi bulunan Semerkantlı Zeynel Abidin’in kardeÅŸlerinden Åžeyh Ömer, KaramanoÄŸlu Mehmet Bey zamanında 1300’lü yıllarda Anamur Kalesi’ni Venedikliler ‘den teslim alarak o yöreyi KaramanoÄŸulları BeyliÄŸine katmış. Destanımsı bir yaÅŸam süren, bilgeliÄŸiyle tanınan, vuruÅŸkan Åžeyh Ömer’in ölümünden sonra, KaramanoÄŸlu Mehmet Bey de onun için, yaÅŸadığı köyde, ÅŸimdiki yerinde, bir deÄŸer verme anısı olarak bir anıt mezar yaptırmış. Köye de onun adı verilmiÅŸ, Åžeyhömer…
Antik Kelenderis (bugünkü Aydıncık) kıyı kentinden baÅŸlayıp İç Anadolu’ya ulaÅŸan büyük ticaret yolu üzerinde bulunan bu yöreler sayısız iÅŸgaller yaÅŸamış. Hellenistik dönemde “Larende” adıyla anılan Karaman ve çevresi Büyük İskender’in komutanlarından Perdikkas ve Philippos tarafından yaÄŸmalanmış. Hristiyanlık buralarda da hüküm sürmüş.
Karaman yöresinde, 1071 Malazgirt zaferinden sonra DaniÅŸmentliler yerleÅŸmiÅŸler ve MoÄŸol istilası sonucu Selçuklu Devleti’nin çöküşünden sonra da 1265’te KaramanoÄŸulları BeyliÄŸi kurulmuÅŸ. Bu beylik döneminde bölgede parlak bir kültür ve sanat yoÄŸunluÄŸu yaÅŸanmış.
İşte O yıllarda Buharalı Semerkantlı Åžeyh Ömer, Konya’da eÄŸitim gördükten sonra Gülnar’a gelip ÅŸimdi adını taşıyan köye yerleÅŸmiÅŸ. Sadece bir din adamı olarak deÄŸil aynı zamanda insanları iyiliÄŸe, güzelliÄŸe, dostluÄŸa, verimliliÄŸe yönelten bir bilge kiÅŸi olmalı ki, ünü bölgeyi de aÅŸmış.
Bir gün Karaman Bey’i, ordusu ile (Anamur) Mamuriye kalesini kuÅŸatmaya giderken, akÅŸam olması üzerine Gülnar’da konaklamış, Åžeyh Ömer’in konuÄŸu olmuÅŸlar. Bey’in kendilerine yeterli yiyecek, hayvanlara yeterli saman ve arpayı nasıl bulacağını düşünüp kaygılandığını algılayan, Åžeyh Ömer gülümseyerek Bey’i ve askerleri rahatlatmak istemiÅŸ: “İşte bir tencere aÅŸ, bir tas arpa, bir torba da saman!…” demiÅŸ. Karaman Bey’i bu söze kahkahalarla gülmüş.
Åžeyh, tas ve torbayı orta yere koymuÅŸ. Askerler, sıra ile gelip torbalarını doldurmuÅŸlar. Åžeyh’in tasındaki arpa ve torbasındaki saman eksilmemiÅŸ.
Sonra da tenceresinden askerlere yemek dağıtmış. Hepsi karınlarını doyurup sofradan kalkmışlar. Bey, Åžeyh’in bu kerametinden etkilenip mahcup olmuÅŸ ve kendilerine dua etmesi için onu sefere davet etmiÅŸ.
Åžeyh, “Siz gidin, ben arkanızdan yetiÅŸirim!” demiÅŸ ve orduyu uÄŸurlamış. Hemen kılıcını kuÅŸanıp ordunun geçemediÄŸi bir yoldan giderek, Mamuriye Kalesi’ne yaklaÅŸmış. Kale çevresindeki manda ve keçileri toplamış, boynuzlarına mum yerleÅŸtirmiÅŸ. Mumları yakarak keçileri karadan, mandaları denizden kaleye doÄŸru salmış.
Kaledeki Venedikliler, deniz ve karadan kuÅŸatıldıkları düşüncesine kapılınca, elinde kılıcı ile kaleye gelen Åžeyh Ömer’e teslim olup, kalenin anahtarlarını ona vermiÅŸler.
Åžeyh, geri dönüp Aksaz/YarengediÄŸi diye anılan yerde Karaman Bey’ini karşılamış ve; “Sizi zahmete sokmamak için, kaleyi teslim aldım ve iÅŸte anahtarlarını getirdim!” demiÅŸ. İki gün uzaklıkta bıraktığı Åžeyh’in bu kerametini duyan Bey çok ÅŸaşırmış. Kale içine bir cami yaptırarak duvarına “Bu kale Åžeyh Ömer tarafından alınmıştır” cümlesi bulunan bir yazıt yerleÅŸtirtmiÅŸ. Bey, sefer dönüşü tekrar Gülnar’a uÄŸrayıp, Åžeyh’in konuÄŸu olmuÅŸ. GösterdiÄŸi kerametlerin, ettiÄŸi iyiliklerin küçük bir karşılığı olarak da, Åžeyh Ömer’in ÅŸimdi yattığı türbeyi yaptırmış.
O günden bu güne bu bilge, eren, vuruÅŸkan, yardımsever, sevgi dolu mert kiÅŸinin türbesini ziyaret ederek dua eden, adaklarını yerine getiren ve bir bakıma Åžeyh Ömer Dede’ye teÅŸekkür eden insanlar, elde ettikleri ve edebilecekleri varlıklar için bir bilinçlenme düzeyine ulaşıyorlar. İçel Sanat Kulübü Bülteni 1999/84. sayısından alınmıştır.






