Geçmiş dönemlerin en güzel örneklerinden eski bir Mersin yapısı barbarca katlediliyor karşımızda.
Benzersiz yapı işçiliği, belli ki seçkici bir anlayış ürünü. Konumu, planlaması ve dış cephe hareketleri zamanının özgün mimarlık mirası.
Anılarda kalan Aşıklar Parkı’nın Çamlıbel’le buluştuğu kendi yeşil adasında yaşam savaşı veriyor. Biliyoruz bu savaş kaybedilecek. Tüm sit kararlarına karşın; alan razı – satan razı örneği. O kaderiyle baş başa çaresiz ve mutsuz sonunu bekliyor. Sonunu hazırlayanlar geçtiğimiz aylarda bahçe toprağını da çalıp taşıdılar. Çevre duvarlarının kaynaksız “ferforje” eşsiz demir örneklerini hurdacılar kapışıyor. Aç kurtlar vitray örnekleriyle kaplı gravürlü camları gece atılan taşlarla kırıp darmadağın ettiler. Bu güzel ev nasıl düşman etmişti kendine bu zalim kişileri. Bu sevgisizlik nasıl olup da yok edici bir nihai haline gelmişti.
Yapı imar kanunlarının kabarttığı iştah, eskiye saygı kavramımızı nasıl eritip, onu karşı konmaz bir güdüm haline getiriyor.
Ne yapmalı da bu sonsuz yok edici akımın karşısında direnmeye çalışan değerlerimize el uzatmalı. Bir kurum veya kişi bu gizli yıkıma, gece saldırılarına dur diyebilir mi. Geçtiğimiz günlerde kasıtlı çıkarılan bir yangına itfaiye zor yetişmişti.
Şimdi yapıya gizlice yuvalanan güçler onu içten de kemirip parçalıyorlar. Her gün bir iç organı sökülüp dışarıya atılıyor. Dışardan yapılan saldırılar göz ardı edilirken, içerdeki yıkımı-sökümü kim engeller. .
Aşıklar Parkı’nın geniş korusundan, yalnızca adı kalan Çamlıbel sığınağındaki bu ün ik köşk örneğine nasıl acınmaz. Bu varlık içinde yokluk yaşayıp daha fazlasına erişmek isteyen haris mantığa karşı nasıl bir yöntem üretebiliriz.
Belli ki ah-vah içinde yok olan, kemirilen bahçesi gibi, bir sabah uyandığımızda bakıp, orada dün var olanı hatırlamaz olacağız.
Belki bir gün onu anlatırken: “Hani Çamlıbel’de bir konak vardı…”
İÇEL SANAT KULÜBÜ Aralık 1999 Bülteninden alınmıştır. (Fotoğraf gerçeği yansıtmamaktadır)
ÇAMLIBEL ‘DE BİR KONAK VARDI – Semihi VURAL






