… Unesco Aiap Türkiye Ulusal Komitesi ve Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği Türkiye’de Plastik Sanatlar ortamının oluşması ve gelişmesinde gösterdikleri katkılar nedeni ile 23 sanatçıya “50. Yıl Hizmet Onur Ödülü” verdi.
Bu sanatçılardan birisi de Mersinli olmasından onurlandığımız büyük ressam Nuri Abaç’tı. Bu nedenle kapağımızı bir Nuri Abaç resmi ile süslerken sanatı hakkında bir yazı yazmak istedik. Fakat ünlü eleştirmen – yazar Önder Şenyapılı’nın “Benim Sanatçılarım” adlı kitabındaki Nuri Abaç’ın 1987 yılında Galeri Mi-Ge’de açtığı sergi için yazdıklarını okuyunca, en iyisi bu yazıyı aynen alıp sizlere sunmak diye düşündük.
Bakın Önder Şenyapılı Nuri Abaç için ne diyor.
Büyük suları Nuri Abaç’ın deniz araçlarıyla aşmayı denediniz mi hiç?.. Denemelisiniz. Yolu kolay: Galeri Mi-Ge’ye (Cinnah Cad. 62) uğrayıverin. Orada, Abaç’ın bacalarından puf puf duman savuran, koca dümenli, koca uskurlu deniz taşıtlarını görünce, denizaşırı diyarlara o taşıtlarla ulaşma arzularınızı gemlemekte güçlük çekeceğinize bahse girerim. Hele Abaç’ın balıklarıyla tanışınca, artık bildiğiniz denizler yerine, o balıkların yüzgeçlediği, o balıkların şirinleştirdiği denizlerde dolaşmayı istememenize olanak yok. O balıklar ki, Divan şairinin sevgilileri gibi iri badem gözlüdürler ve de Abaç’ın insanları gibi kömür kömür bakarlar.
Mimar Nuri Abaç’ın ressam Nuri Abaç’ı kıskıvrak etkilediğini, yetinmeyip nefesini ensesinden eksik etmediğini gözleyeceksiniz Galeri Mi-Ge’de. Bana göre mimarın “aman” vermeyen baskısı, “yaman” resimlerin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Abaç’ın resimlerindeki mimari “denge”, bir kemeri ayakta tutan “kilit taşı” gibidir; o taşı yerinden oynatmak hiç de kolay olmadığı için, nasıl ki kemerler yüzyıllar ve bin yıllar boyu nice doğal belalara ve de yeri yerinden oynatan sarsıntılara bir yüce dağ heybetiyle karşı koymasını becermişlerdir, Abaç’ın yapıtlarındaki dengeyi bozmak da hiçbir babayiğidin harcı olamayacağından, öncelikle bu özelliğiyle izleyicinin gözbebeğinin içine sapasağlam bir taht kurup oturmayı başarmaktadırlar.
Aynı denge’nin bir öteki marifeti, bir çark-ı felek’in tuvalin sol alt köşesine hizalamış dilimine yerleştirmiş bir “koz helvacı”nın, başına taç ettiği medar-i maişet camekânı üstünde amuda kalkmış olmayıp (figüran çarkın merkeziyle birleşen gösterilmemiş uzantısının, yani, çok hesaplı, başka bir anlatımla “geometrik” olarak gerçekleştirilmiş bir düzenlemenin, bilinçaltında kendiliğinden kurdurduğu görsel bağlar dolayısıyla) ayakları üstünde durduğunu ve konumunda bir yanlışlık bulunmadığını izleyiciye benimsetmesidir.
İlk bakışta baş aşağı duruyormuş gibi gözüken koz helvacı gibi, Abaç’ın resimlerinde tersine büyümüş gibi gözüken ağaçlar da vardır. Kökende, tersine büyümüş gibi görünen o ağaçlar, hem çok iyi planlanmış (mimar titizliğiyle planlanmış) resim yüzeyinde, yukarıda sözü edilen o mimari dengenin kurulması için gereken işlevlerini yerine getirirler, hem de Abaç’ın resmine temel ettiği geçmişteki (geleneksel) süsleme sanatının izlerini bugüne taşımakla görevlidirler. Nitekim, Türk tezyin sanatının kullanıla kullanıla eskitilememiş lale motifi Abaç’ın fırçasıyla tazelenerek yeniden doğmuştur. Bu tazelenme, anılan motifin yepyeni bir işlevle yüklenmiş olmasından kaynaklanıyor.
Abaç, bu motifi, düzenlemesinin tümünü “konturlamak”ta kullanıyor. Böylece, işlediği konuyla ve o konunun ayrıntılarıyla, “başka”, düzenlemenin tümüyle “başka”; ama, biribiriyle bütünleşmiş ve özgün bir tad veren yapıtlar koyuyor ortaya. Bir de, bir dönemin biricik seyirlik oyunu Karagöz figürlerinin “resimsel değerleri”nin bugüne “ustaca” aktarılmasını ekleyin yukarıda anlatılmaya çalışılanlara, binlerce resim arasında bile Nuri Abaç imzasını okumadan saptamaya olanak tanıyan yapıtlardan oluşan bir sergiyi tanımladığımız ortaya çıkar.
Galeri Mi-Ge’ye bir uğrayıvermek, sanatseverlerin menfaati icabıdır. Ama, denizleri, yüzme havuzları, balıkları, küçük ve büyük boyutlu deniz taşıtları, simitçileri, koz helvacıları, baloncuları, esnafları, çocuk bahçeleri, dinlenme alanları, pazar yerleri ve türlü türlü bir bakıma “düşsellik” kazandırılmış görünümleriyle neşelendiren “Abaçlar’dan kısa sürede ayrılamazsanız, o sizin sorununuz.
İçel Sanat Kulübü Aylık Bülteni Eylül 1996/51 nolu sayısından alınmıştır.
NURİ ABAÇ- Önder Şenyapılı






