(22) Meryem oÄŸlana hamile kaldı ve onunla uzak bir yere çekilip gitti. (23) Derken doÄŸum sancısı ile bir hurma aÄŸacının dibine sığındı.” KeÅŸke bundan önce ölseydim de unutulup gitseydim” dedi.
(24-26) Alt taraftan ona şöyle bir nida geldi: “Tasalanma! Rabbin, ayağının altından bir ırmak akıttı. Hurma aÄŸacını kendine doÄŸru silk, üstüne taze hurma dökülsün.” Artık ye iç gözün aydın olsun.
KURANI-I KERİM (19) MERYEM SURESİ
“HURMA”
Mersin Kültür Merkezinin -eski adı ile Halkevi Binası- arkasında ve Vali Konağının çevresinde kalmış ve üzerleri dünyanın en güzel renklerini taşıyan begonvilleri yani konsolos çiçeklerini veya geniş yapraklı asmaları taşıyan.
Pergolalar (lütfen hatırlayınız DoÄŸan Akça’nın tabloları) vali konağının karşısındaki palmiye korusunun, Atatürk evinin çevresindeki ve Mersin BüyükÅŸehir Belediyesi taÅŸ binasına ulaÅŸan kaldırımların üzerini bütünüyle kaplardı…
Şimdiki SSK binasının karşısı ile Taş Binanın batı ucunun kesiştiği nokta çok önemli idi.
Burada günün belirli saatlerinde ÅŸiÅŸman, beyaz başörtüsü ve giysileri ile “Åžehira ” hanım, kendi ev ve el imalatı, mahlebi ve cevizi bol Mamul ve Hurma ve Hurmalı Çörek pazarlardı.
Kiremithane mahallesinde herhalde yirmi Mersin genelinde ise elliye varan hurma ağacı bulunurdu.
Bu ağaçların dalları Milli bayramlarda kentin muhtelif yerlerine yapılan tak-i zaferlerin süslemelerinde kullanılırdı murt dalları ile birlikte..
Hurma dallarını ve meyvelerini toplamak bir hüner işi idi.. 30 m yüksekliğindeki ağaçlara ustaca tırmanmaktan başka bir çare yoktu..
Bu tırmanmanın ustası ise Şehira hanımın kardeşi Şehir Efendi idi.
Şehir Efendi o yılın Cumhuriyet bayramı için hazırlanacak tak-i zafer için Belediye başkanının ricası ile bol miktarda hurma dalı koparma görevini üstlenmişti..
Cumhuriyet bayramından iki gün önce Şehir Efendi, tırmandı bir hurma ağacına ve telaştan düşüverdi 10 metreden ayağını sakat etti..
1950’lı yılların bir Cumhuriyet Bayramından üç gün önce Tahtalı caminden sabah namazından çıkanlar, Selim Cud’un bahçesindeki 6 adet yan yana hurma aÄŸaçlarından birine tırmananı
Şehir Efendi sandılar şaşırdılar..
Ama Hurma ağacına tırmanmakta olan Şehira Hanımdı ve Cumhuriyet bayramının tak-i zaferi süssüz kalmamalıydı..
İşte taş binanın köşesinde bembeyaz giysileri ile Hurmalı ve cevizli mamul pazarlayan Şehira hanım, o Şehira hanım idi.
Mamul ve Hurma Çörek yapımı için her ÅŸeyden önce kiraz aÄŸacının kalın odunlarından hazırlanmış kalıplara ihtiyaç vardır. Bu kalıpların avucun içi kadar oyuklarının içine geometrik, simetrik desenleri özel bıçakları ile oyan ustalar ise Antakya’da bulunurdu.
Mamul ve Hurma Çörek yapımı için gerekli irmiğin kesinlikle Karaman kaynaklı; kullanılan tereyağının Urfa çiçek yağı olması, cevizin ise Ermenek kökenli olması esastı.
Ve lezzetin asıl kaynağı Hurma ise Hac diyarı kaynaklı olmalıydı.. Orada yetiÅŸen, çeÅŸitli edilen hurma bir yolunu bulur Kiremithane Mahallesine de uÄŸrardı sık sık.. Oradan da Åžehira yöntemlerle kurutulup tenekelere, sepetlere doldurularak tüm dünyadaki meraklılarına ihraç hanimin evine…
Sehir Elendi, irmik, yaÄŸ birazcık unu ellerini yumruk yaparak ve önünde diz çökerek (ayakları tutmazdı Åžehir efendi’nin) ve kesinlikle toprak leÄŸenlerde yoÄŸurur, yoÄŸurur kulak memesi, kıvamına getirir ve demlenmeye bırakırdı.
Sehira hanim Ermenek cevizini diş kabuklarından, iç kabuklarından ayrıştırır, sanı kocaman havanlarda ağır ağır döver, kırıntı haline getirir, kararında toz şekerle ve toz tarçın ve azıcık çok azıcık karanfil ve zencefille ve de son olarak o gizli aromanın kaynağı mahlep tozunu karıştırır, tülbentlere sarar yine demlenmeye bırakırdı.
İşte bu reçeteyi herkese açıklamazdı. Sır idi.
Şehir Efendi oturduğu yerden (Ayakları tutmazdı Şehir efendinin) Hicaz diyarı kökenli muhterem ve kutsal Hurmaları saygıyla tenekelerden veya sepetlerden çıkarır, çekirdeklerinden ayıklar, avuç içlerinde minicik toplar haline getirir Şehira hanıma teslim ederdi.
Şehira hanım bu topçuk hurmaları hafifçe tereyağlar, tek tek yine hafifçe tavalarda alt üst pişirir yine bir kenarda demlenmeye bırakırdı..
Ve bütün bu yaptıklarına kattıkları en önemli baharat ve sır ise yılların kendilerinde biriktirdiÄŸi biribirlerine “sevgi” ve “saygı”dan ibaretti..
Antakya’nın ahÅŸap kalıplarından içi kubbeli oyuk olanlar cevizli mamul; tabanı düz, iç kenarları oyuk olanlar ise hurmalı mamul yapılmaya yarardı..
Şehira hanım Hurmalı mamulde, Şehir efendi ise cevizli mamulde usta idi. Demlenmiş irmiklerden bir top, avuç içine alınır, yuvarlatılır, içi bir kaşıkla oyulur ve o oyuğun içine ceviz kırıntıları veya hurmalar konur, oyuk kapatılır ve tahta kalıpların içerisinde sıkıştırılır, kalıptan çıkarılan üzeri desenlenmiş mamuller ise odun fırınlarında pişirilecek fırınlara dizilirdi.
Hafif ateşli odun fırınlarında pişen cevizli mamullerin üzerine hemen ve daha sıcak sıcakken,
Şehir Elendi pudra şekeri serper, soğuduktan sonra Şehira Hanımın camekanlı satış tepsisine aktarırdı.
Hurmalı mamullerin üzerine şeker serpilmezdi.. Hurmadaki enfes şeker tadı yeter ve artardı bile..
Åžehira Hanım gücünün yettiÄŸi kadar hurma dalları kopardı bayramlar öncesinde ve gün aÄŸarmasına yakın saatlerde…ve hergün öğleye yakın saatlerde o köşeye geldi ve dünyanın en lezzetli mamullerini pazarladı Mersin’in aÄŸzının tadını çok iyi bilen sakinlerine..
Mersin’in hatıralar mezarlığında kayboldukları saatlere kadar..
Şimdi Hurmalı ve Cevizli mamuller
“bazı” ve “özel” ve “ender” evlerde yapılıyor Åžehira hanımın tariflerine uygun..
Ama sadece Dini bayramlarda konuklara ikram edilmek üzere.
Hurmalı mamullerin ise makineler marifetiyle hızla yapılanları ise Mersin pastanelerinin hepsinde her yerde bulabilirsiniz.
Ama bakın satılan her yerdeki birim adet fiyatına..
O çeşitli (?) ticari fiyatlar acaba kalitenin belirleyicisi midir?
Hey! Hanımlar, Beyler
Hey! Eski Mersinliler, yeni Mersinliler,
Hey !Eski Göçmenler, yeni Göçmenler..
Hurma aÄŸaçları çok azaldı Mersin’de..!
Atatürk evinin bahçesinde,
Eski Vilayet binasının önünde,
Tahtalı caminin kıblesinin önünde,
Eski sahipleri tarafından terkedilmiş ve kaderine bırakılmış eski Mersin konaklarının bahçesinde ve bir helke (kova) suya muhtaç..
Tabii ki Hurma ve Murt dalları ile süslenen o muhteşem tak-i zaferlerde yok artık değil mi??
Fakat, bakın, Belediye taş binası ile Ulu cami arasında trafiğe kapalı yolda geceleri aydınlatılan bir dizi ağaç vardır.
O aÄŸaçlar “Palmiye” deÄŸil “Hurma”dır.
Ama sahte..
Biyolojik deÄŸil!
Tamamen teknolojik..
Hakikilerini izlemek mi istersiniz?
Dolaşın Cami Şerif,
Dolaşın Kiremithane, Mahmudiye,
Nusratiye
Mahallelerini…
Hele
Eylül-Ekim ayında..
Hurma ağacını kendine doğru silk, üstüne taze hurma dökülsün. Artık ye iç gözün aydın olsun.
Hurma: Latince ad “Phenix Dactylifera”. Dünya Gıda TeÅŸkilatı (FAO) dünyada 90 Milyon adet hurma aÄŸacının bulunduÄŸunu ve bunlardan 64 Milyonun OrtadoÄŸu ülkelerinde yer aldığını açıklamaktadır. Mersin yöresi Hurma aÄŸacı yetiÅŸtirilmede müsait coÄŸrafya üzerindedir.
Bir hektarda 125 Hurma aÄŸacı yetiÅŸtirilebilmekte ve bu aÄŸaçlardan alınan taze hurma meyvesi yılda 1000 kg’a ulaÅŸmaktadır. ( Eylül 2005 itibarı ile İstanbul Mısır çarşısında pazarlanan kurutulmuÅŸ Medine hurmasının kilosu 10-12 YTL Kdv dahildir.) 5 adet (45 gr) hurma meyvesi 115 kalori deÄŸerindedir ve hurma potasyum yönünden en zengin gıdalardan biridir.
Hurma Ağaçlarının gövdeleri ve yaprakları ağaç ve mobilya sanayinde, sepet ve örgü, ip yapımında da kullanılmaktadır.
Hurma Meyvesi taze yenildiÄŸi gibi kurutularak özellikle OrtadoÄŸu ülkelerinde, Güney Asya’da çeÅŸitli tatlı ve çöreklerin yapımında kullanılmaktadır.
Hurma çekirdeğinden birçok süs eşyasının (kolye, yüzük vs) yapımında yararlanılmaktadır.
Hurma Ağacı yetiştiriciliği kolay ve ucuz olup bölgemiz ekonomisine olumlu katkı yapacak potansiyele sahiptir.
MüteÅŸebbislere, tarımcılara saygı ve sevgi ile duyurulur. Vahap KOKULU – İçel Sanat Kulübü Aylık Bülteni 2005/137. Sayısından Alınmıştır.






