KURTULUŞ SAVAŞINDA İÇEL – DÖRT VE BEŞİNCİ BÖLÜM

Kurtuluş-Savaşında-Mersin-7.jpg

KİTABIN BAŞ TARAFINA DÖNMEK İÇİN BU SATIRI TIKLAYINIZ……………………………..

KURTULUŞ SAVAŞINDA MUT, SİLİFKE, ANAMUR

– GÜLNAR VE ERMENEK

– MERSİN’E TERTİPLENEN İLK KUVAVİ MİLLİYENİN KURULUŞU

Aslında iki bölüm olan “Kurtuluş Savaşında Mut, Silifke, Anamur, Gülnar ve Ermenek ile Mersin’e tertiplenen ilk Kuvayi Milliye’nin kuruluşu” mahiyet itibariyle birbirine karışan daha doğrusu birbirini tamamlayan iki bölüm halinde görüldüğünden her ikisini bir bölümde mütalaa etmeyi uygun bulduk.

Kurtuluş Davasına Toplu bir bakış

Yurdumuzun hemen temamının galip devletler tarafından işgal edilmiş olması ve bu işgaller sırasında cereyan eden acı olaylar, 4 yıllık bir savaşın yorgunluğundan bıkan Türk milletini uyarmıştı. Yurdu kurtarmak çabasını güden aydınlar her tarafta kurdukları cemiyetlerle kurtuluşa doğru bir zemin hazırlıyorlardı.
Kars’ta Milli Konsey, Erzurum’da Vilayat-i Şarkiye Müdafaa-i Hukuku Milliye, Trabzon havalisinde Ademi Merkeziyet, İzmir’de Reddi İlhak, Konya’da Taalii İslâm, Bitlis ve Elaziz’de Kürt Taali, Trakya’da Paşaeli Cemiyetleri kurulmuştu. Adana’nın ileri gelen bazı şahsiyetleri de İstanbul’da “Kilikya Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti”ni kurmuşlardı. 20 Kasım 1918 de bu cemiyetin başkanlığına Meclisi Ayan (Senato) reisi Menemenci oğlu Rıfat Bey seçilmişti. Üyeleri eski Dışişleri Bakanı Nabi Menemencioğlu, eski Nafıa Bakanı Ali Münif Yeğena, Halep milletvekili Ali Cenani ve elçilerden Rüstem Bey’di. Ancak bu cemiyetler ve kurtuluş çabaları tek merkeze bağlı bulunmadığı ve tekelden idare edilmediği için müsbet bir netice veremiyor, yapılan protestolar ise galipler üzerinde en ufak bir etki yaratmıyordu. Onlar bildiklerini okuyor ve yapıyorlardı.
Diğer taraftan İstanbul’daki bazı aydın ve düşünürler de kurtuluşu toplu bir halde büyük devletlerden birinin himayesine (mandasına) sığınmakta görüyorlardı. Bilhassa Amerika’ve İngiliz mandası altına girme çaba ve propogandası almış yürümüş, bu maksatla İngiliz taraftarlığı güden Hürriyet ve İtilaf partisi ileri gelenlerinden bazıları tarafından bir de “İngiliz Muhipleri  Cemiyeti” kurulmuştu. Padişah ve hükumeti ise kurtuluşu düşmana yaranmakta ve onlardan merhamet dilenmekte görüyor, galiplerin haysiyet kıncı en ufak arzularını bile bir emir telakki ederek yerine getirmeyi bir görev biliyordu.
Anafartalar kahramanı ve yurt sınırlarında yedinci ordu komutanı olarak düşmanları durduran ve yenen mirliva (tuğgeneral) Mustafa Kemal Paşa üçüncü ordu müfettişi sıfat ve selahiyetiyle 19 Mayıs 1919 da Samsun’da Anadolu topraklarına ayak bastı ve daha ilk günden itibaren milleti uyarmaya ve kurtuluş davası etrafında tekvücut haline getirmeye başladı. 23 Temmuz 1919 da Erzurum’da toplanan “Vilâyâti Şarkiye Müdafa-i Hukuku Milliye Cemiyeti” kongresi kurtuluş çabasının ilk basamağını teşkil etti. Bu arada çok sevdiği askerlikten de istifa ederek “Sine-i millette bir terd-i mücahit” olarak bütün varını ve varlığını kurtuluş davasına adayan Mustafa Kemal Paşa 4 Eylül 1919 da topladığı Sivas kongresi ile ikinci basamağı da aşmış oldu. Sivas kongresi tarafından seçilen Heyeti Temsiliyenin ve bu heyetin başkan ve yürütücüsü Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişi (27 Aralık 1919) ve İstanbul’un işgali ile Mebusan Meclisinin dağıtılması üzerine 28 Nisan 1920 de Ankarada toplanan Büyük Millet Meclisi ve Hükûmetinin teşkili kurtuluş davasının üçüncü basamağını teşkil ettiği gibi bu davaya hukuki bir yön vermiş oldu. Sıra düşmanları kovarak Türkiye’yi Özgür ve eğemen bir hale getirmeye gelmişti. Bilindiği gibi bu da birçok safhalardan geçerek başarıldı.

İstiklal Savaşının milletler arası etkisi ve sonuçları
Türk istiklâl savaşı milletlerarası etkisi bakımından da önemle incelenmeye değer. Bu etkileri şu esaslarda özetlemek mümkündür:
1 – Türk istiklal savaşı ve onun ayrılmaz bir bölümü olan Çukurova kurtuluş savaşı bütün dünya mazlum milletlerine hür ve eğemen yaşamak istiyen bir milletin mutlâka muvaffak olacağının en parlak bir örneğini vermiştir.
2 – Türk istiklal savaşı o güne kadar bütün dünyaca silah, cephane ve malzeme gibi bir savaşın kazanılmasında birinci derecede amil sayılan şeylerin basit birer araç olduğunu ve asıl gücün milletin kendi varlığında ve direnme çabasının üstünde olduğunu ispatlamıştır.
3 – O güne kadar “Büyük” diye anılan emperyalist devletlerin sömürge zihniyetini kökünden baltalamış ve yıkmıştır.
4 – Çağdaş “Hür milletler, topluluğu” Türk istiklal savaşından ilham almıştır.

Kuvayi Milliye Kuruluşunun ilk önderleri
Mersin’e tertiplenen Kuvayi Milliyenin nasıl kurulduğuna geçmeden önce (konunun izlenmesinde kolaylık sağlıyacağı düşüncesiyle) bu kuruluşa önderlik eden şahsiyetleri kısaca tanıtmakla konumuza girmek istiyoruz:

1 – Topcu yarbayı İzzet Bey: Kuvayi Milliyenin ilk kuruluş günlerinde Konya’da onikinci kolordu topçu komutanı olan yarbay İzzet Bey verdiği emir ve direktiflerle kuruluşun askerî yönden teşkilât1anmasını sağlamıştır.
2 – Binbaşı Hüseyin Hüsnü Bey: 12. Kolordu emrinde bulunan binbaşı Hüseyin Hüsnü Bey, Konya Müdafaa-i Hukuk Heyeti Merkeziyesi Başkanı olarak ilk kuvayi milliye kuruluşunun meydana gelmesini sağlamıştır.
Bir başka deyimle; yarbay izzet Bey Kuvayi Milliyenin askerlik bakımından güçlenmesine çalışıyor, İçel’de  ilk teşkilatın çekirdeğini hazırlayıp atmış bulunuyordu. Binbaşı Hüseyin Hüsnü Bey ise Konya, Müdafaa-i Hukuk Heyeti Merkeziyesi başkanı sıfatiyle kuvayi milliyenin sivil (milis-gerilla) yönünü tanzimle görevli bulunuyordu.
3 – Binbaşı Emin (Mengenli) Bey; Koçhisar’da Müdafaai Hukuk Başkanı olarak teşkilâta memur edilen aynı görevle Silifke Askerlik Şube Başkanlığına atanan
Binbaşı Emin Bey, Mut, Gülnar ve Silifke’de Kuvayi Milliyenin kuruluşunda birinci derecede rol almış, Müdafaa-i Hukuk Heyeti Temsiliyesi emri ile dördüncü mıntaka komutanlığı, Ermenek, Mut ve Gülnar, Anamur, Silifke havalisi Kuvayi Milliye komutanlığı ve mevki komutanlığında vazife görmüştür.
4 – Milis yüzbaşı Emin Resa (Arslan) Bey: Birinci Cihan Savaşında teşkilâtı mahsusada görevli olan milis yüzbaşı Emin Resa Bey, Ilgın’da Kuvayi Milliye tekilâtına memur bulunduğu sırada Mersin’e tertiplenecek Kuvayi Milliye müfrezeleri komutanlığında çalıştırılmak üzere binbaşı Hüseyin Hüsnü Bey tarafından Konya’ya çağırılmış ve görevlendirilmişti.

Mut’ta ilk kuruluş
12. kolordu topçu komutanı yarbay İzzet Bey, Sivas’ta Müdafaa-i Hukuk Heyeti Temsiliyesinden alınan talimat gereğince Mut’a gitmiş ve burada Müdafaa-i Hukuk Teşkilâtını kurmuş ve 1 Kasım 1919 da beyannamesini kaymakamlığa vererek resmen teşkil etmiştir. Sonradan yapılan bazı değişiklikler ile Mut Müdafaa-i Hukuk Merkez Heyeti şu zatlardan kurulmuştu:
Asil üyeler

1 – Başkan: Mahmut Beyoğlu Mirza Bey
2 – İkinci Başkan: Müftü Nadir Bey;
Üyeler
3 – Abdullah Beyzade Yakup Bey;
4 – Kale mahallesinden Naip Ali Bey (ilk devrede Silifke milletvekili);
5 – Reji memuru İsmail Bey;
6 – Hüseyin Efendi zade Tahsin Bey;
7 – İzmirli Ahmet Bey;
8 – Hacı İbrahim zade İbrahim ‘Bey;
9 – Abdullah Beyzade Ahmet Bey;

Yedek üyeler
1 – Müftü zade Hüseyin Efendi;
2 – Doktor Hamdi Bey;
3 – San Kavaktan sabık müdür Hakkı Bey;
4 – Binbaşı Ziya Bey;
5 – Sabık mal müdürü Emin Bey;
6 – Çakır Hüseyin Usta;
7 – Posta müdürü Ali Haydar.Bey;
8 – Uzun Ali Efendi;
9 – Ermenekli Hacı Ahmet Efendi.

Bu suretle teşekkül eden Mut Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti düzenli bir çalışma ile işe başlamış bu arada Naip Ali Efendi yayla koluna ve eski nahiye müdürü Hakkı Bey Sahil ve Abdullah Bey zâde Ahmet Bey Sinanlı koluna memur ederek bağış teminine ve Mut bölüğünün teşkiline karar vermiştir.

Silifke’de ilk kuruluş
Mut teşkilatını ikmal eden yarbay İzzet Bey buradan Silifke’ye hareketle 9 Kasım 1919 da Silifke Müdafaa-i Hukuku Milliye Cemiyetini kurmuş ve “Konya MÜdafaa-i Hukuku Milliye Heyeti temsiliyesine” hitaben tanzim ettirdiği mazbatayı da alarak Konya’ya dönmüştür. Aynı zamanda Kuvayi Milliye teşkilatının ne suretle çalışacağını belirten bu mazbatayı tarihi önemine binaen aynen kaydediyoruz: (Bu mazbatanın aslı cemiyetin Mersin şubesi arşivindedir)
a) Kuvayi Milliye Teşkilatı:

1 – Merkezi Silifke olmak ve Liva namına Silifke Mut, Gülnar, Anamur kazaları milli bölüklerinden terekküp etmek üzere dört bölüklü bir milli alay teşkil, edilecek ve ayrıca Adana hududunda Lamaslı Şıhman Ağazade Hüsnü Efendi kumandasında bir Adana hudut taburu bulunacak ve tabur komutanı Hüsnü Efendi Silifke heyeti merkeziyesi ve milli alay komutanı ile irtibat tesis edecektir.
2 – Milli bölükler esliha ve cephanesi kısmen ehali elinde bulunan ve hariçten tedarik edilecek olan ve kısmen de jandarma deposundaki rus tüfekleri ile kolordunun Karaman deposundan ita ve temin edilecektir.
3 – Milli bölükler lâakel yüz nefer mevcudundan ve üç takımdan mürekkep olacak ve ihtiyat cephane ve eşyayi sairesini esnayi harekette nakl için mekkâri hayvanatı kaza heyetlerince temin ve ihzar edilecektir.
4 – Milli bölükler efradının hali içtimade veya bir vazife ifası için herhangi bir mahalle sevklerinde gerek iaşeleri ve gerekse hanelerindeki ailelerinin iaşelerinin temini ve infakı kaza heyetlerince temin edilecektir.
5 – Milli bölükler efradının elbiselerinin yeknesaklığı ve kâffesinin birer fişekliği bulunması lâzımdır. Bu husus da kaza heyetlerince temin edilecektir.
6 – Efrada verilecek yövmiye miktarı: Yövmiye birer çift ekmekle beraber neferlere yirmişer, çavuşlara kırk, takım komutanlarına altmış ve bölük komutanlarına yüz kuruş verilecektir.
7 – Herhangi bir vazife hengâmında milli bölükler efradından mecruh olacaklara derecesine göre elli, yüz ve şehit olanların ailesine ikiyüz lira verilecektir.

B) Tertibatı maliye ve ianenin sureti cibayeti:

1 – Fukarayi millet müstesna olmak üzere kendi idaresinden fazlaca emval ve nukudu olan her müslim şer’an üzerimize farz olan zekat nisbetinde millet sandığına iane vereceklerdir. İşbu cibayet edilecek iane kaza heyeti idarelerinin nezaretinde bir kasaya vazı ve sarfedilecektir.
2 – Her kaza heyetlerinin Hıfzı nukud için bir kasaya veya bir bankaya vazı suretiyle korunacağı gibi malı olup da nakid yerine zahire vermek arzu edenlerin ita edecekleri zahirenin itharına mahsus bir de ambarları bulunacak ve mezkur ambar dahi kezalik heyetin nezaretinde milli efradın iaşesine tahsis edilecektir.
3 – Silifke heyeti merkeziyesi Şıhman ağazade Hüseyin Efendi ve gerek diğer vasıtalarla Mersin ve Adana ile muhaberati hafiyede bulunarak daima düşmanın ahvaline dair alacakları malumat ve ermeni çetelerinin miktarına göre tedabir ittihaz edeceklerdir.
4 – İşbu muhaberatin tesrii için jandarma tabur komutanlığı tarafından Yağda nahiyesinde tesis edilecek telefon ve telgraf, müdürü tarafından mezkur nahiyeye tevdii temin edilecek telgraf hattından istifade edilecek.
5 – Nefsi Silifke heyetinin emrinde ayrıca 12 atlıdan mürekkep bir suvari takımı dahi tertip edilecektir.
6 – Nefsi Silifke heyeti bir taraftan dahi millet sandığının tezyidi varidatına medar olmak üzere Taşucu iskelesinden ecnebiye ihraç  edilecek her nevi emteadan bir ianei milliye hissesi tertip ve civayet edecektir. (Kerestenin beherinden yirmibeş, sair emvalin kiyyesinden bir kuruş)
7 – Silifke heyeti Konya heyeti merkeziyesi ile daima muhaberatta bulunacak ve mühim hususat şifre ile bildirilecektir.

C) Vazife:

8 – Silifke hududunun muhafazası, Adana’daki dindaşlarımızın düşman ve ermeni katliamlarından siyaneti ve teşkilâtı milliyemizin Mersin’e kadar tevsii ve emrolunduğu takdirde İzmir kuvayi milliyesine malen muavenette bulunmaktır.

İşbu 8 madde ile karar altına alınan hususatı bugünden itibaren icra ve ifaya sarfı mesai edileceğini arzederiz.

Bu önemli mazbatanın altında şu imzalar bulunmaktadır: Mebusu sabık Hafız Emin, Meclisi İdare azalarından Sadık, Hacı Hulusi, Silifke Müdafaa-i Hukuk Milliye reisi Maarif Müdürü Besim, Yusuf efendizade Ahmet, Hacı yahşizade Emin, Hakkâk Emin, Helvacı zade Mustafa, Hacıpaşa zade Halil, Rızaefendi zade Sami, Emin efendi oğlu Mehmet Akif, Mehmet ağa oğlu Hüseyin, İdadi Müdürü Sait, Belediye reisi Süleyman.

Silifke Heyeti Merkeziyesi tarafından tanzim ve Konya Müdafaa-i Hukuk Heyeti Merkeziyesine sunulan bu mazbatanın hükümleri bazı sebepler yüzünden tatbik edilememiş, Binbaşı Emin Bey’in vazifeye başlaması ve Silifke’nin açıkça kuvayi milliyeye iltihakı sonunda aynen tatbik edilmiştir.

Mersin’e mürettep ilk kuvayi milliyenin kuruluşu

Mustafa Kemal Paşa henüz Sivas kongresini toplamadan önce Heyeti Temsiliyesinin başkanı bulunduğu vilâyât-i şarkiye müdafaa-i hukuku milliye cemiyetinin tüzük ve beyannamelerini bütün kolordulara, valilere ve belediye başkanlarına bildirdiği gibi İstanbul’da bulunan işgal kuvvetleri makamlarına da tebliğ etmişti.

Kolordulara ayrıca bu tüzük ve beyannamelerden başka bir de gizli talimat gönderilmiş ve bu kolorduların hangi bölgelere ne gibi yardımlar yapacağı belirtilmişti. Bu arada Çukurova bölgesi iki bölüme ayrılmıştı:

1 – Ankara’da bulunan 20. kolordu kuzeyden Kilikya’ya girecek kuvvetleri hazırlıyacak, destekliyecek ve gerekli yardımlarda bulunacak.
2 – Konya’da bulunan 12. kolordu Kilikya’ya batıdan girecek kuvvetleri kurup düzenleyecek, gerekli silah ve malzeme yardımları yapacak.

Bu talimat gereğince Konya’da gerekli hazırlıklara başlandı. Binbaşı Hüseyin Hüsnü Bey bu işe memur edildi. Hüseyin Hüsnü Bey bu iş için birinci cihan savaşında teşkilatı mahsusada görev almış bulunan ve o günlerde Ilgın’da milli teşkilât yapmakla vazifeli Emin Resa (Arslan) Beyi uygun buldu ve kendisini Konya’ya çağırdı. Rahmetli Emin Arslan Karakaş 1943 de Mersin’de yayınladığı “İçel Kurtuluş Savaşı” kitabının birinci cildinin 6 ve 7. sahifelerinde bu olayı şöyle anlatmaktadır:
“Ilgın’da milli kuvvetler teşkilatı ile uğraşmakta idim. Konya’dan Binbaşı Hüseyin Hüsnü imzası ile şöyle bir telgraf aldım:

Ilgın’da kuvayı milliye teşkilatına memur ihtiyat yüzbaşı Emin Resa Beye:
Ilgın kuvayi milliye teşkilatını idare etmek üzere vazifenizi müdafaa-i hukuk reisi Esiroğlu Ali’ve jandarma komutanı Mülazım Kâzım Efendilere talimat vermek suretiyle devrederek heyeti temsiliyeden alınan emir üzerine Konya heyeti merkeziyesince “Adana’ya mürettep 1. nolu umum Kuvayi Milliye fedai müfrezeleri kumandanlığı”na tayin edilmiş olduğunuzdan talimat almak ve hemen teşkilata başlamak üzere acele Konya’ya teşrifinizi rica ederim.

Konya 6.12.1919

Konya Heyeti Merkeziyesi
Kuvayi Milliye Teşkilatına Memur
Binbaşı Hüseyin Hüsnü

Bu emri alır almaz gereğini yaptıktan sonra arkadaşlarıma veda ederek beraberime ilk müfrezemden tatar Abdullah çavuş ile Argıt Hanlı Ali Efeyi alarak 6 Aralık 1919 da Konya’ya geldim.
Konya’da düşman askeri (İtalyanlar) bulunmakta ise de gerek Konya havalisinde ve gerekse nefsi Konya içinde Kuvayi Milliye Teşkilatı durmadan ilerlemekte ve kuvvetli bir varlık halini almakta idi. Teşkilâta memur Binbaşı Hüseyin Hüsnü Bey geceleri  evinde, gündüzleri hukûmet civarinda Alif Bey’in yazıhanesinde bütün gayretiyle çalışıyordu. Kendisine aynı gün öğleden sonra bu yazıhanede ziyaret ettim. Teşkilat hususunda kendisiyle işbirliği yapan Adanalı Eşraftan Zamir (eski Adana milletvekili Damar Arıoğlu merhum) bulunuyordu. Bana verilen bu milli vazifeden dolayı kendisine teşekkürlerimi sundum ve verilecek talimatı istedim.
Çok fazla meşguliyeti olmakla beraber bana gerekli talimatı verdi. Teşkilata Konya’dan itibaren başlanacak, Karaman, Mut, Mağara, Silifke, Lamas, Elvanlı, Erdemli, havalisinde süratle teşkilât yaparak fedai müfrezelerin kadroları doldurularak Mersin ve civarında bulunan düşmanla temas edilerek Adana’ya doğru harekâta geçilecektir.
Hüsnü Bey’in yanında bulunan yeni tanıdığım Adanalı Damar Bey gidilecek yerler hakkında bana hayli bilgi verdi. ”
O günlerde ordudan terhisler devam ediyordu. Emin Resa Bey 7 Arallk 1919′dan 3 Ocak 1920′ye, kadar hemen her gün istasyona giderek askerlikten ayrılmış memleketlerine dönmekte olanları aradı, bulduklarına maksadını anlattı. İnandırabildikleri şunlardı:

1 – Adanalı Hasan Tahsin (Şahin Efe sonradan Mersin belediyesi zabıta memuru merhum)
2 – Yusuf çavuş. (Babasız Yusuf adıyla maruf);
3 – Arap Mehmet çavuş;
4 – Hacı Ali;
5 – Niyazi;
6 – Şükrü çavuş (Sıhhiye)
7 – Mersinli Hakkı çavuş; (Useli köyünden);
8 – Kürt Yusuf;
9 – Çerkes Süleyman;
10 – Adanalı Hamdi; (makineli tüfek başçavuşu)
11 – Adanalı Nuri;
12 – Emin Resa oğlu Şinasi;
13 – Emin Resa oğlu Nâsıh.

Binbaşı Hüseyin Hüsnü Bey tarafından Konya’da silah ve teçhizatı tamamlanan kafile görülüp sezilmemek için gece yürüyüşü ile 5 Ocak 1920 de Çumra üzerinden Karamana hareket etti. Mevsim icabı havanın sertliği yüzünden yürüyüş güç o1makla beraber sabaha karşı Çumra istasyonunda Hüseyin Ağa’nın kahvesine ulaştı. Burada müfrezeye Çumralı Ali Çavuş iki arkadaşı ile katıldı. Bir süre istirahatten sonra tekrar yola devam edilerek 6 Ocak 1920 günü saat yarımda Karaman’a varıldı.
Konya’dan müfrezenin hareketi Karaman’daki teşkilâta bildirilmiş olduğundan belediye başkanı Hüseyin ve eski milletvekili Arif Beylerle kalabalık bir halk tarafından karşılandılar. Bir süre istirahattan sonra hazırlanan yerlere yerleştirildiler. Havaların müsadesizliği ve sürekli kar yağışı yüzünden müfreze Karaman’da 13 gün bekledi. Bu süre içinde teşkilât genişletildi. Karaman’da müfrezeye katılanlar şunlardır:

1 – Kozanlı Mustafa Nail- yedek teğmen (şehit merhum);
2 – Genç İzzet – yedek teğmen (Adana’lı Tevfik Bölgen rahmetli);
3 – Mut’un Kıroba köyünden Mustafa;
4 – Mut’un Şanseli köyünden Gedik Ali;
5 – Mut’un Fakirce köyünden Durmuş oğlu Hüseyin;
6 – Mut’un Dere köyünden Cafer;
7 – Mut’un Dere köyünden Karakulak Mustafa;
8 – Mut’un Dere köyünden Tosun;
9 – Karamanlı Deli Nuri;
10 – Karamanlı Hacı Mehmet;
11 – Karamanlı Nuri Çavuş;
12 – Karamanlı Bektaş.

Bu 12 fedainin elbise ve giyim eşyaları Karaman Müdafaa-i Hukuk Heyetince silah ve teçhizatı da askerlik şubesi başkanı binbaşı Murat Bey delaletiyle 139 uncu piyade alayı deposundan sağlandı.
Kar yağışının devamına ve havanın sertliğine rağmen 27 kişilik müfreze 20 Ocak 1920 de halkın coşkun gösterileri ve zafer dilekleri ile Karaman’dan uğurlandılar. Ancak, Karaman’dan katılan fedailerden yolları, bilenler bulunduğu halde yağışın artması yüzünden geceyi ormanda geçirmeye karar verdiler. Bir süre sonra etraftan köpek seslerinin duyulması üzerine işaret tabancası kullanan müfrezeye üç süvari geldi ve kendilerini yakında bulunan Medrese köyüne dâvet etti. Geceyi burada geçiren müfreze sabahleyin aldıkları kılavuzla birlikte yürüyüşe geçti ve 22 Ocak 1920 günü akşama yakın bir zamanda Mut’a ulaştı. Başlarında müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Başkanı Mirza Bey olduğu halde şehrin ileri gelenleri ve halk tarafından coşkun gösterilerle karşılandılar. Mutlular bu gelişi bir bayram havası içinde kutlayarak gelenleri önceden hazırladıkları yerlere yerleştirdiler.

Mut’ta durum ve teşkilât
Yukarıda Mut’da kurulan ilk müdafaa-i hukuk heyetini belirtmiştik. Bu heyet müdafaa-i hukuk umumi merkezinden gönderilen talimat ve nizamnameye göre çalışmaya başlamış bütün vatandaşların isimlerini ve ayda ne vereceklerini aylık aidatı gösteren bir esas defteri ve bir de karar defteri sağlıyarak işe başlamıştır.

Mut Bölüğü kuruluyor
Müdafaa-i hukuk heyeti yarbay İzzet Bey’den aldıkları direktife dayanarak cemiyetin köylerde de şubelerinin kurulmasına başladı. Müftü Nadir ve Abdullah beyzade Ahmet Beyler Mut köylerinde teşkilata memur edildiler. Bu kişiler birer birer köyleri dolaştılar. İyi bir hatip olan, Müftü Nadir Efendi açık, seçik ve halkın anlıyacağı bir dille konuşarak halkı heyecana getiriyordu.
Kısa bir zaman içerisinde her köyün Nüfusuna göre bir veya iki gönüllü kaydedildi. Bunları birer aylık erzakı da kendi köyleri tarafından sağlanarak Mut’a gönderdiler. Bu suretle 130 mevcutlu Mut bölüğü kurulmuş oldu.
Diğer taraftan başkan Mirza Bey bu yeni gönüllülerden 5 kişi alarak Çömelekli Hacı Ali Efendi ile birlikte Mağara nahiyesi köylerinde teşkilat kurmağa ve gönüllü yazmağa başladı. Bu faaliyetten haberdar olan İstanbul Hükûmeti taraflısı Silifke mutasarrıfı Esat Rauf Bey bu harekât ve teşkilatı önlemek maksadiyle köylere yayınlar yaptıysa da muvaffak olamadı. Şehir içi ve dışı zamanla tamamen teşkilâta girdi.

Karaman’dan silâh getiriliyor
Böylece teşkilât düzenlenirken silâhlanmaya da önem verildi. 12 kolordunun gizli bildirisi üzerine Kasım 1919 ayı sonlarında Müdafaa-i Hukuk Heyeti, Müftü Nadir ve İzmirli Ahmet Beyleri Karaman’dan silah getirmeye memur etti. Ellerine bir açık mazbata vererek yola çıkardı. Bu iki zat Mut köylerinden kira ile deve sağlayarak karda kışta binbir zorluğu yenerek Karaman’a vardı. Bu silâhları teslime memur Binbaşı Nuh Zeki Bey’in gösterdiği kolaylık neticesinde gece teslim alındı.
Müftü Nadir ve İzmirli Ahmet Beyler teslim aldıkları silahlar arasından kendileri için birer mavzer alarak kafilenin koruma işini de üzerlerine almış oldular ve bu emaneti sağlam olarak Mut’a iletmek için canla başla çalıştılar. Dört gün yolculuktan sonra karlı bir gecede Mut’un Meydan mahallesi camiine depo edip başına da Kuvayi Milliye gönüllülerinden ilk nöbetçiyi diktiler. Bu silâh ve cephane 5 Aralık 1919 da Mut Müdafaai Hukuk Heyetine eksiksiz teslim olundu. 18 deve ile getirilen bu silâhlar 200 mavzer ve 30 bin mermiden ibaret olup kira tutarı olan 36 lira Müdafaa-i Hukuk kasasından ödendi.

Teşkilât Genişletiliyor
Mut Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kendi ilçelerinin köylerinde teşkilâtı tamamladıkları gibi Silifke’nin Mağara (Kırobası) bucağında ve bu bucağa bağlı köylerde de teşkilat kurdu. Ayrıca (4008,50) lira tutarlı üç aylık bir bütçe yapıp bu paranın sağlanması için köylere salgın yaptı. Bunları sağlamak üzere memurlar tayin etti.

Mut bölüğü düzenleniyor
Mut teşkilâtını Konya’dan verdiği direktiflerle yöneten topçu yarbay İzzet Bey’in talimâtı üzerine Karaman’dan getirilen silahlar makbuz karşılığı toplanan gönüllülere dağıtıldı. Her silaha 150 de fişek verildi. Bu sırada Mut’ta bulunan jandarma yüzbaşılığından ayrılma Mazhar Paşa torunu Yaşar Bey 31 Aralık 1919 tarihli kararla ve 1 Ocak 1920 den muteber olmak üzere Mut bölüğü komutanlığına Müdafaa-i Hukuk Heyetince tayin edildi.

4 kola ayrılan bölüğün takım komutanlıklarına da:

1 – Sarıkavak takım komutanlığına Çukurbağdan yedeksubay Abdullah Tabak;
2 – Sinanlı takım komutanlığına Alaçam köyünden yedeksubay Hacı Halimzade Halil;
3 – Yayla kolu takım komutanlığına Göme köyünden yedeksubay Hacı Ömer ağazade Ahmet;
4 – Merkez takım komutanlığına Göktepe köyünden yedeksubay Güdük oğlu Osman Efendiler tayin edildiler.

Teşkil edilen bölük erlerinin toplu bir halde ve hep bir arada oturmaları sakıncalı görüldüğünden bunlar takımlar halinde kasabanın muhtelif semtlerine yerleştirildiler. Bilhassa doğugüneyden Mağara istikametinde gelmesi muhtemel tehlikeye karşı tedbir alındı. Silâh ihtiyacı arttığı için yapılan yazışma sonunda yeniden 200 silahla 30 bin fişek verilmesi emredildiğinden bunlar da üyelerden Ali Haydar Bey tarafından getirilerek Müdafaa-i Hukuk Heyetine teslim edildi. Resmen Kuvayı Milliyeye kaydedilen gönüllülerden başka Müdafaa-i Hukuk Heyeti üyeleri ile güvenilir kimselere de istendiği zaman arızasız ve noksansız teslim edilmek şartıyla ve yarbay İzzet Beyin emriyle silah ve cephane dağıtıldı.

Subay ve erata maaş veriliyor
Mut Müdafaai Hukuk Cemiyeti hazırladığı bütçeye ve 2 Ocak 1920 de aldığı karara göre subay ve erata verilecek maaşı da tesbit etti. Buna göre:

31.50 lira bölük komutanı;
30 lira takım subayları;
24 lira başçavuş;
21 lira çavuş;
18 lira onbaşı;
15 lira piyade – sabit erata;
25 lira piyade – seyyar erata ve postalara;
20 lira kâtip ve veznedarlara maaş tahsis edilmiş ayrıca görünmez masraflar karşılığı olarak bütçeye 800 lira konulmuştur.

Mut’taki silâhlar alınıyor
Teşkilâtın genişlemesi silâh ihtiyacını arttırdığından Mut Müdafaai Hukuk Heyeti jandarma deposunda kullanılmaz bir halde duran silâh ve cephaneyi kendilerine verilmesi için aldıkları karar gereğince Müftü Nadir Efendiyi Kaymakam Ali Bey’e gönderdi. Yazıyı okuyan kaymakam mânalı mânalı gülmüş ve duraklamıştı. Sebebini soran Müftüye: “Belinde tek tabanca, boynu kayıştan görünmez diye bir atasözü vardır. Onu hatırladım da güldüm. Biz Alman ve Avusturyalılarla ittifak halinde iken galip devletlere yenildik. Anadolu yalnız başına bu devletlerle nasıl uğraşacak! Onu düşünüyorum.” deyince Müftü Nadir Efendi’nin:
“Beyefendi meselenin dıştan görünüşü gerçekten buyurduğunuz gibidir. Ancak, kelleyi koltuğuna alan bir milletle hiçbir kuvvet başa çıkamaz. Dayanağımız milletimiz ve onun sarsılmaz imanıdır” diyerek kaymakamı susturmuş ve silâhların Müdafaai Hukuka teslimi hakkındaki emri almıştır.

Binbaşı Emin Mengenli Mut’ta
Binbaşı Emin Mengenli Bey Koçhisar kazasında Müdafaai Hukuk teşkilâtını yaparak Konya’ya gelmiş ve topçu komutanı yarbay İzzet Bey’le görüşerek İçel teşkilâtını yapmak üzere Mut ve Silifke’ye gelerek tekrar Konya’ya dönmüştür. O zamanki duruma göre Silifkeliler teşkilât yaptıkları ve kuvvet hazırlıyacaklarını vait1e yukarıda bir suretini verdiğimiz mazbatayı tanzim ve imza ederek İzzet Beyi ikna etmişlerse de sonradan burada teşkilâtın kurulması bir süre gecikmişti. Silifkelilerin maksatları Kuvayi Milliyeye aleyhtarlık olmayıp memleketin sahilde olması dolayısıyle ürktükleri anlaşılmaktadır.
Binbaşı Emin Mengenli Bey Konya’da kolordu komutam Miralay Fahrettin (Emekli Orgeneral Fahrettin Altay) Beyin emri ile Konya’ya gelmiş Müdafaai Hukuk Cemiyeti Heyeti Merkeziyesiyle temas ederek 1 Ocak 1920 de Karamana gelip 1 No. lu Emin Resa Beyin müfrezesini emrine almış, 7 Ocak 1920 de de Mut’a gelmiştir. 18 Ocak 1920 ye kadar Mut’ta kalan Emin Bey daha sonra Gülnar ve Silifke’ye de giderek tekrar Mut’a dönmüştür.

Kuvayi Milliye, Mağara’da
Emin Arslan Bey komutasındaki 1 No. lu fedai müfreze Mut’ta 17 gün kaldı. Bu süre için subay ve erlerin noksan teçhizatı tamamlandı. Ayrıca ileride tren hattı ve köprü tahribatında kullanılmak, üzere gerekli malzeme sağlandı. Müdafaai Hukuk Heyetinin 24 Ocak 1920 tarihli kararı ile komutana 500 lira avans verildi. Mut’tan fedailere katılanlarla mevcudu 65′e yükseldi. Mart başlarında işgal bölgesine girilmesi önceden kararlaştırılmış olduğundan Kuvayi Milliye’nin evvela Mağara bucağını elinde bulundurması gerekiyordu. 4500 nüfusu bulunan ve Silifke merkezine bağlı olan Mağara (Kırobası) halkının dörtte üçü Ermeni ve Rumdu. Bunların Mersin’le ve işgal makamları ile temasları olduğu bilindiğinden önce burasının elde bulundurulması ve temasın kesilmesi uygun görüldü. Esasen Mut bölüğünün kuvvetli bir takımı da Mağara’ya yakın Çömelek köyünde bulunuyordu.
Fedai müfreze geldiklerinde olduğu gibi coşkun gösterilerle başlarında Müdafaai Hukuk başkanı Mirza Bey olduğu halde 2 Şubat 1920 günü Mağara istikametinde harekete geçti ve geceyi Çukurbağ’da geçirdi. Ertesi 3 Şubat 1920 gecesi baskın şeklinde Mağara’ya varıldı. Etrafı çevrildi, dışarı ile bilhassa Silifke ile bağlantısı kesildi.
Bucak merkezinde ve bucağa bağlı köylerde daha önce Mirza Bey ve arkadaşları tarafından Müdafaai Hukuk Teşkilâtı yapılmış, tüzük ve talimat verilmiş olduğundan bucak müdürü, belediye başkanı ve ileri gelenler fedai müfrezeyi sevinçle karşıladılar. Ve hemen yerleşmelerini sağladılar. Rum ve Ermeniler de yakınlık göstermek zorunda kaldılar.
Fedai müfrezenin Mağara’ya gelmesinden bir hafta önce buranın öğretmeni olan yedek teğmen Ali Rıza Timurtaş’a bir gece iki Rum delikanlısı gelerek Rumların lideri olarak bilinen Yusufaki’nin kendisini çağırdığını söylemeleri üzerine evine giden Ali Rıza Timurtaş’a ev sahibi Yusufaki:
– Öğretmen Bey, bizim Yorgi bugün boyacılık yapmak Üzere Çömeleğe gitmiş, orada başları kalpaklı, elleri silahlı birtakım insanlar görmüş. Bunlar kimlerdir, buralara gelecekler mi? Gelirlerse bize zararları dokunur mu? Siz subaysınız, bilirsiniz; demesi üzerine Ali Rıza Timurtaş:
– Bunlar düşmanlar, tarafından haksız olarak işgal edilen yurt parça1arımızı kurtarmak üzere hazırlanmakta olan fedailerdir. Sizler, birer Türk vatandaşı olarak iyi niyetle hareket ederseniz size hiç bir fenalıkları dokunmaz; cevabını verdiğinden buradaki Hıristiyanlar da müfrezeyi güler yüzle karşılamış ve yerleşmeye müsait bina olarak kilisenin işgaline de ses çıkarmamışlardır.

Mağara’daki hazırlık ve çalışmalar
Bucak müdürü Hüseyin Rıza, belediye başkanı Hüseyin Beyler ve ileri gelen Türkler müfreze komutanının ve beraberinde bulunan Mirza Bey ve arkadaşlarını selâmladılar. İlk iş olarak müfreze komutanının direktifi ile bucak müdürü tarafından Silifke mutasarrıflığına bir yazı yazılması kararlaştırıldı. Bu yazıda kuvayi milliyenin çok kuvvetli olarak gösterilmesi ve bu suretle mutasarrıf ve Silifke halkı üzerinde müsait bir tesir yaratılması düşünüldü. Silifke mutasarrıflığına şu yazı yazıldı;

Silifke mutasarrıflığına;
Bugün iki taburu mütecaviz top ve mitralyözlerle mücehhez Emin Arslan Bey kumandasındaki kuvayi milliye Mağara’ya gelmiştir. Asayiş berkemaldir. Berayi malûmat maruzdur. 4 Şubat 1920.

Mağara nahiyesi müdürü;
Hüseyin Rıza

Bu yazı bir jandarma ile Silifke’ye gönderildi ve Mağara’nın her tarafında gerekli koruma tertibatı alındı.
7 Şubat 1920 de Ali Rıza Timurtaş öğretmenlikten istifa ederek müfrezeye katıldı ve çekildiğini mutasarrıflığa bildirdi.
8 Şubat 1920 de Bucak Müdafaai Hukuk Heyeti yeniden ve şöylece kuruldu:

1 – Başkan: Sarı Aydın aşiretinden Hacı Osman, (Kanlı Hacı Osman);
2 – Üye: Belediye Reisi Hüseyin Bey;
3 – Üye: Binbaşı zade Hüseyin Bey;
4 – Üye: Kavaklı köyünden Hoca Emin Efendi;
5 – Üye: Nahiye Müdürü Hüseyin Rıza Bey (veznedar);
6 – Üye: Kara Hıdırlı Hacı Mehmet Efendi (Kâtip – kısa bir müddet sonra teşkilat yapmak üzere kendi bölgesine gitmiştir)

Çalışma Keloluk’a intikal ediyor
9 Şubat 1920 de akşam Mirza Bey başkanlığındaki  bir müfreze Yağda bucağının merkezi olan Keloluk (Bugünkü adı: Güzeloluk) köyüne vardı. Buradaki medresenin müderrisi olan çevrenin ünlü alimlerinden “Yazar Hoca” diye anılan Mehmet Emin Hoca’nın dairesi önünde Hoca ve arkadaşı Ahmet Refik Bey tarafından karşılandılar. Buraya daha önce tüzük ve Müdafaai Hukuk beyannameleri gönderilmiş olduğundan yedek subay Ahmet Refik Beyin önderliğinde bir korunma teşkilâtı kurulmuştu.  Mirza Beyin gelmesi üzerine Müdafaai Hukuk teşkilatı da kuruldu.
Bu arada Silifke’den bir zat tarafından gönderilen mektupta Yazar Hoca ve Ahmet Refik Bey’e yaptıkları hareketin, doğru olmadığını ve bu hareketin buraları da işgale sebep olacağının bildirilmesi üzerine Yazar Hoca tarafından bu zata şu şekilde cevap verilmiştir:

“12 Şubat 1920 tarihli mektubunuzu aldık. Burada yapılan teşkilâttan gayemiz tahlisi vatan ve istinakgâhımız da kudreti ilahiye ile tezyin edilen Türk bazularıdır. İdraksiz hiç bir karar ve hareketimiz olmadığını zannediyoruz.”

Bucak Müdafaai Hukuk Heyeti şöylece kuruldu:

1 – Başkan: Hacı Hasan Beyzade Mehmet Emin Bey (Yazar Hoca);
2 – İkinci Başkan: Süleyman Sırrı Özbek (Halen Erdemli Müftüsü);
3 – Üye: Selim Kaya Bey;
4 – Sarıkavaklı Mehmet Emin Efendi;
5 – Üye: Hüseyin Yağda
6 – Üye: Molla Mustafa (Harfelli);
7 – Ahmet Güldeş.

Yağda bucağı işgal bölgesine sınırdaş olmak hasebiyle ve halkın devamlı yardımlarıyla Kuvayi Milliyenin gelişmesinde değerli hizmetlerde bulunmuş, Mağara istikametinden gelip işgal bölgesine giren fedailerin ihtiyaçlarını sağlamış bu arada hastalananların tedavisi içinde üç yataklı bir revir kurulmuştur. Bu çalışmaları yöneten Yazar Hoca ve arkadaşlarının gayret ve fedakarlıklarını takdirle anarız.

Yağda köylerinde de teşkilât kuruluyor
Bucak Müdafaai Hukuk Heyeti kurulduktan sonra teşkilatın genişletilmesi kararlaştırılmış, biri Mirza Beyin, diğeri fedai müfrezeler birinci bölük komutanı Kozanlı yedekteğmen Mustafa Nail’in başkanlığında olmak üzere kurulan . heyetler iki koldan harekete geçerek bucak köylerinin teşkilatını da tamamlamıştır.
Ayrıca bu nahiyede yüz kişilik bir müfreze kurulması düşünülmüş ve Mirza Beyle Mustafa Nail Bey tarafından fedai müfrezeler komutanı Emin Arslan Bey’den elli silahla kâfi miktarda cephane göndermesi istenmiştir.
Bu bucakta Müdafaai Hukuk teşkilâtının tamamlanması ve bir müfreze teşkili hazırlığında bulunulması İçel harekâtını idareye memur edilen 4. mıntıka komutanı binbaşı Emin Mengenli Beyi de memnun etmişse de Silifke’de teşkilâtın kurulamaması üzerine buranın fiilen işgaline karar vermiş ve Silifke’den Mut’a dönerek Mirza Bey’in avdetini beklemiştir.

Gülnar’da da teşkilât kuruluyor
20 Ocak 1920 de Gülnar’a varan Binbaşı Emin Bey buranın ileri gelenleri ile görüşerek Müdafaai’ Hukuk teşkilatının kurulmasını sağlamıştır. Ayrıca 1 No. lu fedai müfrezeler süvari komutanı Süleyman Bey de bir müfreze ile Gülnar’a gitmiş ve bir takım gönüllü de hazırlanmıştır.

Gülnar Müdafaai Hukuk Heyeti şöylece kurulmuştur:

1 – Başkan: Müftü Mehmet efendi (Altın)
2 – Üye: Müderris Mustafa Fevzi Efendi (Kırıt Hoca)
3 – Üye: Zeybek zade Hüseyin Efendi;
4 – Üye: Tathacı Mehmet Efendi;
5 – Hüseyin Kâhya;
6 – Mirzalar’ın Ali Efendi;
7 – Sipahi Zade Osman Efendi.

Mutasarrıfın garip bir hareketi

Mağara ve çevresindeki köylerden teşkilâta girmek için adetâ akın yapılmakta idi. Bu arada esaret dönüş öğretmen olmuşken Kuvayi Milliye’nin gelmesi ile öğretmenlikten istifa ederek bir müfreze teşkil eden Çıtak’lı Yedeksubay Ali Rıza Timurtaş’ın bu hereketi İstanbul hükûmetine emirlerine  bağlı bulunan Silifke Mutasarrıf’ı Esat Rauf Bey’i kuşkulandırmıştı. Ali Rıza Bey’e şöyle bir emir göndererek tehdit etmek istedi:

Mağarada mektep mualimi Ali Rıza Efendi’ye,

No: 89

Kuvayi Milliye’ye iltihak ettiğiniz öğrenildi. İstikbalinizi mahvettiğiniz gibi memleketi de felakete sürüklüyorsunuz.  Bu çocukça hareketinize son verip vazifenize derhal dönmenizi kat’i olarak ihtar ediyorum. 21 Şubat 1920

Silifke Mutasarrıfı
Esat Rauf

Birinci Cihan Savaşı’nda Mısır’da uzun müddet esir kalan Ali Rıza Timurtaş, memleketine döndüğünde vatanın kurtarılması için elinden gelen her fedakârlığı yapmaya and içmiş olduğundan mutasarrıf’ın bu ihtarına cevap dahi vermeyi lüzumsuz bulmuştur.

Mustafa Kemal’in direktif ve uyarmaları
Mustafa Kemal Paşa Ankara’dan: Hayeti Temsiliye adına fedai müfrezeler komutanı Emin Arslan Bey’e şu telgrafı göndermişti: (İçel Kurtuluş Savaşı – Emin Arslan Karakaş sahife 16)

11 Şubat 1920

Mağaraya gelmiş olan Kuvayi Milliye  komutanlarından Emin Arslan Bey’e, Fransızlar teslih ettikleri Ermenilerle beraber bütün tahtı işgâllerinde bulunan mıntıkada icrayi mezalim eylemekle iktifa etmeyerek Maraş’ta bulunan dindaşlarımızı katliâm yapmaktadırlar. Maraş ehalisi islâmiyesi düşmanın faikiyetine rağmen kemali şeref ve namus ile mukavemet ve müdafaa etmektedirler.
Urfa civarındaki islâm ehali de müdafaa-i hukukları için Maraş zülumdidelerine muavenet etmek üzere ilânı hüsumet ile Fransız kuvvetlerini kasabanın haricinde Guraba hastahanesinde mahsur bulundurmaktadırlar.
Birecik halkı dahi Urfa ve Ayıntap mezalimine karşı teheyyüç ederek silahlı müdafaaya sarılmak üzeredir.
Fransızlar’ın Maraşta’ki kuvvetlerini takviye ile mezalimi teşdide devam etmekte oldukları anlaşıldığından Maraş’a muavenet etmek üzere bilumum Adana, Antep Maraş menatiki meşgulesinde teşebbüsatı ciddiye ve katiye icrasına mecburiyet hasıl olmuştur. Binaenaleyh:

1 – Hemen Mersin üzerine hareket edeceksiniz.
2 – Müteferrik bir halde tesadüf edilecek Ermeni ve Fransız kuvvetleri bertaraf olunmazsa muvaseleleri katedilerek tazyik ve imha olunacaktır.
3 – Düşman kıtatı askeriyesi ile meşkûk cephe muharebesi icrasına lüzum yoktur. Mütemadi çete muharebatı ve düşmanın muvaselesinin katı maksadın teminine kâfidir.
4 – Mümkün olursa düşmanın Mersin limanından istifadesinin menine çalışılacaktır.
5 – Şimendöfer hattı ehemmiyetli bir surette tahrip edilecektir.
6 – Dahil olacağınız mıntıkadaki ehalii islâmiyeyi her tarafta kiyam ettirmek nazarı dikkatten dûr tutulmamalıdır.
7 – İcraât raporlarınızı merbut olduğunuz makama vermekle beraber Ankara’da Heyeti Temsiliyeye de bildirmelisiniz.

Heyeti Temsiliye namına
Mustafa Kemal

Müfrezeler düzenleniyor
Bu emir üzerine fedai müfreze komutanı birliğini derhal düzenliyor. Mevcut kuvveti üç bölüğe ayırıyor ve bir de karargâh kuruluyor.

Karargâh:

Komutan: Milis Yüzbaşı Emin Arslan Bey,
Yaver: Adana’lı Niyazi Bey,
Emir subayı: Emin Arslan oğlu Şinasi Bey,
İaşe Subayı: Adana’lı Hacı Ali Bey,
Birinci Bölük Komutanı: Yedek Teğmen Kozan’lı Mustafa Nail Bey,
İkinci Bölük Komutanı: Bavçavuş Adana’lı Hasan Tahsin Bey (Şahin Efe),
Üçüncü Bölük Komutanı: Yedek Teğmen Ali Rıza Timurtaş Bey,
Süvari Komutanı: Çerkez Süleyman Bey,
Makineli tüfek Komutanı: Yedek Teğmen Adana’lı Tevfik Bey Genç İzzet – Bölgen)

Bu suretle hazırlanan kadro hazır olan görevliler tarafından da imzalanmış ancak Mustafa Nail Yağda teşkilatında bulunduğu için dönüşünde imzalanmıştır.

Mut’ta alınan kararlar

İstanbul hükümetine bağlı bulunan Silifke mutasarrıfı Esat Rauf, bölgesindeki Kuvayi Milliye harekâtından eni konu kuşkulanmış olduğundan jandarma bölük komutanı Yüzbaşı Hüsnü Bey’i yerinde inceleme yapmaya memur etti. Kuvayi Milliye taraftarı olan Hüsnü Bey yanına 5 jandarma alarak önce Mağara’ya daha sonra Yağda’ya gitti. Kuvayi Milliyecilere başarı dilekleriyle cesaret telkin ettikten ve morallerini bir kat daha yükselttikten sonra Silifke’ye dönerek mutasarrıflığa incelemeleri hakkında bir rapor sundu. Hüsnü bey bu raporunda bütün milletin silâhlanmış ve hazır durumda olduğunu, işgâl bölgesine hareket için havaların müsâdesinin beklendiğini açıkladı.
Şubat 1920 içinde Silifke yakınında bulunan köyler müstesna her tarafta milli teşkilât tamamlanmış bulunuyordu.
Yağda teşkilâtına memur Mirza ve Kozan’lı Mustafa Nail Bey’ler 23 Şubat 1920 de Mağara’ya dönerek yapılan işler hakkında müfreze komutanlığına bir rapor sundular. Mirza bey 25 Şubat 1920 de Mut’a döndü.
Müdafai Hukuk Cemiyeti Heyeti Temsiliyesinin verdiği karar ve talimat gereğince Mart 1920 başlarında Mersin’in batı ve kuzeyinden işgal bölgesine girilmesi kararlaştırılmış olduğundan milli kuvvetlerin kademeli olarak ileri sürülmesi gerekiyordu. Esasen, Mersin jandarma tabur komutanı Yüzbaşı Haydar Bey’in ve arkadaşlarının himmeti ve Türk İslam cemiyetinin gayreti ile bütün Mersin ve Tarsus köyleri faaliyete geçmek üzere milli kuvvetlerin işgâl bölgesinin sınırlarını aşmasını beklemekteydiler.
24 Şubat 1920 de Mut’ta 4. mıntıka komutanı Binbaşı Emin Bey’in başkanlığında Müdafaai Hukuk Heyetinin yaptığı toplantıda önemli kararlar alınmıştı. Alınan kararlar özet olarak şöyledir:

1 – İleri harekâta geçilmek üzere olduğundan, geriden gelecek malzeme ve yardımların cepheye Mut – Mağara – Güzeloluk yolundan gönderilmesinin güçlüğü dikkate alınarak Silifke’de de teşkilât kurulması;
2 – Bunun için Mut’tan hazırlanacak 100 kişilik bir kuvvetin Mirza Bey komutasında 6 Mart 1920 günü öğleden sonra Silifke’ye batıdan girmesi;
3 – Gülnar takımının da Silifke, Mut yolu kavşağında bu müfrezeye katılması;
4 – Diğer taraftan Mağara’da bulunan fedai müfrezelerden ileri işgal bölgesine doğru sürülen kuvvetlerden arta kalanın da aynı şekilde doğudan Silifke’ye girerek inzibatı sağlaması;
5 – Bu kuvvetler hükümet alanında bir miting yapacak, konuşmalardan sonra Hacı Paşa otelinde karargâh kurularak gönüllü asker kaydına başlanmakla beraber müdafaa-i Hukuk teşkilâtı kurulacak;
6 – Mağara’ya yakın Çömelek ve Kavak köylerinde bulunan Mut bölüğü de toplu bir halde Yağda üzerinden Alata istikametinde ileri harekete geçecek;
7 – Mağara’da bulunan kuvvetten bir müfreze Susanoğlu ve Kızkulesi istikametinde hareketle Silifke Mersin şosesini kontrol altına alacak ve Mersin’e girişi engelliyecek;
8 – Alınan kararlar derhal ilgililere duyurulacak ve komutanlık karargâhı Mut’ta bulunacaktır.

Binbaşı Emin (Mengenli) Bey Silifkelileri uyarıyor
İçel bölgesinde Kuvayi Milliye’nin kuruluş ve gelişmesinde değerli hizmetleri geçmiş oları 4. Mıntıka Komutanı Binbaşı Emin (Mengenli) Bey, Mut’tan Silifke’ye gidecek müfrezenin hareketinden önce Silifkeli’lere hitaben şu tarihi bildiriyi göndermiştir;

“Silifke Müdafaai Hukuk Cemiyeti Heyeti Merkeziyesine;
Şu mazlum, mağdur milleti Osmaniye ve Devleti İslâmiyeyi kalbinden başka her tarafı yaralanmış ve parçalanmış ve yürekleri ancak vatan ve millete vurulan darbe ile yanan münevveran ve vatanperverlerden mürekkep Türk gençliğinin irade-i milliye ve hakimiyet-i milliye namlarile tulû ve nihayet Taazzuv ile Vaktı zevalda ve Anadolu ve Rumeli Müdafai Hukuk Cemiyeti namile kendini gösteren şark güneşi, bulutların sıyrılmasile İçel sancağında biraz geçce görünmüş ise de Mut’tan itibaren seyrane başlayarak agyarın gözlerini kamaştıracak derecede olduğu asarile bahir kasabanızı ziyarete gelen Mut heyeti muhteremesi ve süvari ihtiyat bölüğünün işte görünüşüle de zahirdir. Kalbi sönmeyen ve sönmesi Kudretli İlahiyyeye tevafuk etmediğinden söndürülmesi mümkün olmayan ve olamayacak olan Türk ve Müslüman milletinin bu husustaki azmi ne mertebede olduğunu dost ve düşman görsün, işitsin, anlasın dinlemeye de mecbur olsun ve dinlesin.
Türk, Müslüman ne istiyor? Mevcudiyyetini, bekasını ve hakkını talep ediyor. Bu talebi silâhsız is’af edilmeyince, mevcut silâhına sarılıyor… O da kifayet etmezse topuzuna, sopasına sarılacak, onlar da elinden alınırsa dişile, tırnağıyla fiilen müdafaada bulunacak, bu işe tam yürek ve kalbile başlamış olduğundan mutlâka bir netice istihsal edinceye kadar dilinin döndüğü, avazının çıktığı kadar da ağzını açarak alemi insaniyete doğru hak, adalet diye bağıracak, hak sözü işitmemek için alemi insaniyetin kulaklarını kapamak ve kapattırmak suretile adaletsizlik gösteren mütegallibe hükûmetlerin bir gün olup nihayet kuvvet ve kudretleri kesilecek, mazlumların ahı zalimlerde kalmayacak, mağdurların magsup malları gasıplardan alınacak, işte o zaman hak ve adalet yerini bulacak, tam bir medeniyet ve insaniyet güneşi doğacakdır.
Rica ederim, şu Mut heyeti ilk ve ikinci hatta çalışmağa hazır amade bulunan kuvvetlerin üçüncü hat olarak ihtiyatını teşkil eden ve ekserisi ihtiyarlardan mürekkep olan şu kuvvet görülsün. Görülsün de muhterem hakşinas Fransız münevveranı ve Fransız Milleti diye öteden beriden muhtelif milletlerden devşirme usulile toplayıp salhaneye hayvan götürür gibi milletleri ihtirasati siyasiye ve menfaati hissiyelerine kurban etmek suretile yekdiğerine saldırıp boğazlattıran anut bir zümreyi kalile ve hem pek kalile, bundan ibret alarak utansın. İnsafa gelsin. Gelmezse getirilisin. Utanmazsa utandırılsın. Alemi insaniyete bağırıyoruz, yahu biz mağduruz, mazlûmuz, bizim dinimizden, bizim milletimizden, bizim vatanımızdan ne istiyorlar? En aziz olan hayatını, bu uğurda fedaya azmeden dini ve namusu üzerine buna ahdeden, haklı olduğu güneş gibi aşikâr bulunan bir milletle uğraşmaktan insan ve hem de medenî insan namı mübeccelini takınan insanlar ne lezzet alabildiği havsalai beşere sığar bir keyfiyet değildir.
Ne duruyorlar, bizim İzmir’imizde, Adana’mızda hatta diğer Türk ve Müslüman memleketlerimizde ne duruyorlar. Buraları Harbi Umum-i’de akan sel gibi kanlar kâfi gelmediği zehabile daha kanlara mı boyamak istiyorlar? Her ne şekil ve surette tasvir ve tasavvur edilirse edilsin, bütün milletlerin taptığı ve tanıdığı hak ve mabût buna razı mıdır? Hiç bir şey tanımayan insanlarda dahi bir kalp vardır, ellerini kalplerine koysunlar, bizim isteklerimizi dinlesinler, anlasınlar; o zaman bakalım kalbleri nasıl çarpar.
Ey muhterem heyetler! vatanlarından sürülmüş ve koğulmuş, Silifke’ye sığınmış Adana, Mersin ve Tarsus münevveran, eşraf ve halkı, rica ederim toplanınız, insaniyet âlemine bağırınız, seslerinizi işitsinler. Resmî makamlara (bizim olsun ecnebi olsun) yazınız, bütün matbuata yazınız, Adana’da ve Mersin’de bulunan Fransız işgal askerî kumandanlarına da bir protestonâme yazınız. Mümessillerine de yazınız. İsterseniz benim bu yazdığımdan suret alınız gönderiniz. Hatta matbuata dahi gönderiniz. Korkmayınız. Hak bizdedir. Hak zülme daima galebe çalar. Yalnız hakkı bulmak için, hakkını istemek ve isteyebilmek, ve istemenin usulünü bilmek lâzımdır. Ağlamayan çocuğa, değil yabancı anası bile meme vermez. Anası uykuda olan bozuk sesli bir çocuk boğazını ayıklayıp haykırıncaya kadar  anası da duymaz. Haykırırsa katı yürekli olsa bile hayır sahibi hane halkından birisi veya komşusu anasını uyandırır, çocuk memesini alır, emer karnını doyurur. Biz ise çocuk değil isbatı rüşdetmiş, sin ve kemale ermiş adamlarız.
Yahu, uyanık Arap müslüman kardeşlerimiz bizden henüz ayrıldıkları halde bunlar bile bizden çabuk uyandılar. İgfalata kapılan ekseri Osmanlı gayrı Müslüman vatandaşlarımız bile işbu harekâtın doğruluğuna imanları gibi kandılar. Güneşi görmek istemeyen, karanlıkta yaşamağı aydınlığa tercih eden ve inadından gözlerini bile çıkararak, aydınlığa vedaâ etmek arzu eden kısmı kalile sözüm yok. Tabii bunlar hali istisnaiyet teşkil ederler. Beş parmağın beşi de bir değildir. Bunun için nura doğru yürümek lâzımdır. Esselamü aleyküm ve minallahittevfik…” 3/Mart/336-1920

MUT’TA Maa Ermenek Dördüncü Umum İçel Mıntıkası
Kuvayı Milliye KUMANDANI
BİNBAŞI
MEHMET EMİN

Silifke’de teşkilât kuruluyor
Bu karar gereğince hazırlanan 100 mevcutlu müfreze Mut Müdafaa-i Hukuk Başkanı Mirza bey komutasında ve Çukurbağ’lı Yedeksubay Abdullah Tabak yönetiminde 4 Mart 1920 de halkın gösterileri arasında Mut’tan hareketle Kışla köyünde mola vererek geceyi orada geçirdi. İkinci gün konak yeri Keben köyü oldu. Üçüncü gün Mut – Silifke – Gülnar yol kavşağında Gülnardan katılacak takımın yetişmediği anlaşılmakla beraber ileri harekete devam olunarak emniyet tertibatı ile muhtelif kollardan muntazam bir şekilde Silifke’ye girildi ve hükûmet alanında toplanıldı. Silifke halkı da burada toplanmış ve müfrezeyi sevgi gösterileri ile karşılamıştı. Burada Mut kadısı Hasan Tahsin Bey bir konuşma yaparak milli davasının esasları hakkında geniş izahlarda bulunduktan sonra Silifke halkınında istiklâl ve vatan kurtuluşunu amaç edinen bu dâvaya katılacaklarından şüphe etmediğini ve bunun hepimize düşen bir farz olduğunu anlattı. Kadı Hasan Tahsin bey’in nutku Silifke’lilerin alkışları ve gösterileri ile karşılandı. Hükûmet erkânı ise bu ulvî manzarayı konağın balkonundan sessizce izliyordu.

Müfreze Mirza Bey’in hanına yerleştirildi. Aynı günün gecesi Gülnar’dan hareket eden havacı Üsteğmen Nuri bey komutasındaki 35 kişilik Gülnar müfrezesi de Silifke’ye ulaşmış ve yerleştirilmişti.
Yeni alınan karar ve verilen direktif gereğince Mağara’da bulunan fedai müfrezeler komutanı Emin Arslan Bey de 5 Mart 1920 de Mağara’dan hareketle akşam Uzuncaburc’a geldi. Beraberinde bulunan Yedeksubay Adil Bey komutasındaki 4. Bölük Silifke – Mersin ulaşımını kesmek üzere Susanoğlu ve Kızkalesi istikametine gönderildi.
Geceyi Uzuncaburç’ta geçiren müfreze 6 Mart 1920 sabahı erken saatlerde çevreden katılanlarla birlikte yoluna devam etti. Bilhassa bir şehit anası olan Arif Ağa kızı Gülsüm Teyzenin omuzunda silâhı ile müfrezeye katılması manzarayı bir kat daba ulvileştiriyordu. Akşama doğru Silifke karşısındaki Uzuncaburç deresine ulaşıldı ve gece burada geçirildi. Buradan süvari birliği ileri sürülerek Silifke köprüsü tutuldu ve köprüden Mersin istikametine gidiş durduruldu. Emin Arslan Bey müfrezenin Uzuncaburç deresine geldiğini Silifke’de Hafız, Emin ve Sami beylere bildirdi. 7 MartJ920 sabahı müfreze Silifke’ye hareket etti ve halk tarafımdan coşkun gösterilerle köprü başında karşılandı. Müfreze yine alkışlar arasında çarşı içinden geçerek hükûmet alanına vardı. Alanı halk doldurmuştu. Müfreze komutanı Emin Arslan Bey at üzerinde millî davayı canlandıran ve halkı heyecanlandıran bir konuşma yaptı.
Miting sona erince Hacı Paşa oteli karargâh yapılarak gönüllü kaydına başlandı. İlk kaydedilen Yedeksubay Kaymakam zade Nuri Bey kaydedilecek gönüllü grubuna komutan tayin edildi. İki gün süren kayıt sonunda 100′ü aşkın gönüllü kaydolundu.

Diğer taraftan Mut heyetinin de huzuru ile Silifke Müdafaai Hukuk teşkilâtı kuruldu:

1 – Başkan: Hafız Emin İnankur) Bey;
2 – İkinci Başkan: Sami (Arkan) Bey;
3 – Üye: Boz Hacı oğlu Hacı Ahmet Bey;
4 – Üye: Sami (Açıkbaş) Bey;
5 – Üye: Efezâde Mehmet Bey;
6 – Üye: Çıtaklı Müftü Mehmet Emin Bey;
7 – Üye: Tüccar Veysel Bey;
8 – Üye; Rahmi (Hakkâkoğlu) Bey;
9 – Üye: Halil (Göksü) Bey.

Müdafaa-i Hukuk Teşkilatı tamamlandıktan sonra müfreze komutanı Emin Arslan, Mut Müdafaa-i Hukuk Başkanı Mirza, Mut Müftüsü Nadir ve Kadı Hasan Tahsin bey’ler Mutasarrıf’ı makamında ziyaretle İstanbul hükûmeti ile ilgisini kesmesini ve Ankara’da bulunan Heyet-i Temsiliye’yi tanımasını tavsiye ettiler. Mutasarrıf, heyeti ve tavsiyelerini sükûnetle karşıladı. Heyetde kendisine teşekkür ederek ayrıldı. Bu arada müzayedeye çıkarılan bir buket çiçekten üç bin lira gelir sağlanarak bununla kurulan 130 mevcutlu bölüğün ihtiyaçları karşılandı. Teğmen Nuri Bey komutasındaki bu bölük Kuvayi Milliye’nin ordu haline getirilmesine kadar devam eden süre içinde bir depo bölüğü görevini gördü. Nuri bey, bir gün ansızın jandarma silâh deposunu basarak buradan sağladığı silâhlarla birliğini kuvvetlendirdi.………….KİTABIN DEVAMI İÇİN BU SATIRI TIKLAYIN……………..

Biyografik Bilgi

scroll to top