SAAT KULESİNİN YALNIZLIĞI – Rafet VAN

Italyan-Kilisesi.jpg

Çocukluk anılarımın, Mersin fotoğraflarının değişmez objesidir saat kulesi. İlk kez tren seslerini tanıdım. Sabahın er saatinde uzun uzun çalan kara trenin sesini. Sonraları saat kulesinin tok, kalın, tumturaklı sesini. Çocukluk yıllarımın bölünmüş gecelerinde, sabahı beklerken, onun vuruşlarını sabırsızca beklerdim. İlk gençliğimin aşklarını yaşarken, şiirlerimin, mektuplarımın değişmez dostu idi onun o güzel sesi.
Camiişerif Mahallesi’nin bir adı da Gavur Mahallesi’ydi. Gayrimüslim dedikleri ama bizim hiçbir ayrıcalık tanımadığımız, bizden olan komşularımızdı onlar. Bayramları, düğünleri, ölümleri onlar da, biz de hiç fark gözetmeden beraber yaşardık. Sevinir, yerinir, üzülürdük. Evimizle büyük kilise arasında tek veya iki katlı birkaç ev vardı. Muhteşem bir görünüşü vardı saat kulesinin. Arkadaşlarımızla bazen merak, bazen sevda, bazen acıyı paylaşmak için giderdik kiliseye. Ama saat kulesine lise sıralarında rahmetli hocam Ethem Aydın sayesinde çıkabildim. Dar merdivenlerden arkadaşlarımızla yukarı tırmandık. İlk kez bu kadar yüksekten şehrimizi görüyorduk. Saatin kocaman dişlileri vardı. Çanı sarımsı küf rengindeydi. Koca bir tokmağı vardı. Aşağıya indik. Kiliseyi bu kez bilinçli bir şekilde dolaştık.
Mersin’in kuruluşunda hâkim olan toplum geniş anlamıyla Levantenlerdi. Ticaretle uğraşıyorlardı. Zenginlerdi. Osmanlı sıkıntı içindeydi. Doğrusu pek de umurunda değildi buradaki gelişmeler. Kuruluşundan Mersin’e kalan bir-iki cami ki bunlar da gerek büyüklük gerek sanatsal yönden İstanbul’un mescitleri kadar bir şeydi. Oysa zengin ve dünyaya bakış açıları bize uymayan gayrimüslimler görkemli büyük kiliseler yaptırmışlardı. Kentin eski fotoğraflarının değişmez siluetiydi kilise ve onun görkemli saat kulesi. Kentin doğu kenarında ve denize çok yakındı. Güzel taş işçiliği vardı. Zamana dayanımı çok iyi hesap edilmişti. Şehirle özleşmişti. Taşları dışarıdan getirtilmişti.
Bir kentin dokusunu teşkil eden hiçbir şeyi din, irk, dil bakımından ayıramazsınız. O kilise de bizim şehrimizin kilisesidir. Keşke yıkılan büyük kilise de kalsaydı bugünlere…
…Ayrıca gerek sanat lisesi gerek üniversite öğrencilerimiz Rönesans döneminin resimlerini ancak kitaplardan görüyor inceleyebiliyorlar. Oysa İtalyan sanat eserlerinin röprodüksiyonlarının burada sergilenmesi sayesinde hem gençlere sanatsal olanaklar sağlanır hem de kent yeni bir galeri kazanmış olur. İçel Sanat Kulübü Aylık Bülteni 2003/123. Sayısından Alınmıştır.

Share this post

Biyografik Bilgi

scroll to top