ATATÜRK EVİ ve MERSİN ATATÜRK EVİ MÜZESİ – Erdal AKALIN Â
Anılar, öneriler
Öncelikle, T.C. Kültür Bakanlığı’na ve İçel Kültür Müdürlüğü’ne şükran borçlu olduÄŸumuzu vurgulamak istiyorum. Gerçekten, Ulu Önder’in kenti ziyareti ile onurlanan Mersinliler için bu anıt-ev gerekli idi. Uzun süredir düşünülen ve restorasyonu çok yavaÅŸ giden bu bina, çok kısa bir süre içerisinde kentimize kazandırılmıştır.
Atatürk’ün yurt gezileri, gittiÄŸi her ÅŸehirde olduÄŸu gibi, Mersinlileri çok heyecanlandırmıştır. Ulu Ata’yı, olabilecek en iyi ÅŸekilde ağırlamak için tüm kent halkı el birliÄŸi yapmış, bir tür imece yöntemi ile çalışılmıştır. Önce kentin en görkemli konutu seçilmiÅŸ ve bina, var olan döşemesi ve eÅŸyaları eÅŸraftan ödünç alınan malzemelerle desteklenerek ve bezenerek, olabilecek en konforlu ve güzel duruma getirilmesine çalışılmıştır.
Atatürk Evi, zamanın oldukça varlıklı bir hemÅŸerisi olan Bay Mavromati’nin konağıdır, Mavromati’nin, ticaret yaÅŸamı yanında ÅŸimdi dağılmış olan S.S.C.B’nin fahri konsolosu olduÄŸu anımsanmaktadır. Seçilen bu konak, içerisindeki deÄŸerli döşeme ve mefruÅŸata ek olarak, kentin çeÅŸitli ailelerinden ödünç alınan malzemelerle yeniden elden geçirilmiÅŸtir. Bu konumda Atatürk’ü konuk eden ev, Ata’nın kentten ayrılmasından sonra iade edilen eÅŸyalarla eski haline dönmüştür. DoÄŸaldır ki; Ata’yı ağırlamak için eÅŸya katkısında bulunan tüm Mersinliler, bu malzemelere anı gözü ile bakmışlar ve özenle kuÅŸaktan kuÅŸaÄŸa aktarmıştırlar.
Bay Mavromati’nin vefatını takiben geliÅŸen koÅŸullarda, konak dağılmış ve evin ana eÅŸyaları gerek armaÄŸan edilmek ve gerekse satılmak ÅŸeklinde el deÄŸiÅŸtirmiÅŸtir. Ancak bilinen odur ki, konağın orijinal eÅŸya dokusu maalesef kaybolmuÅŸtur (Bay Mavromati’nin mezarı, ÅŸehir mezarlığına giriÅŸte ana yolun solundaki ilk yapıdır ve içerisinde deÄŸerli bir ikona halen varlığını sürdürmektedir. Bu vesile ile toprağı bol olsun diyorum). Gene de, bu konaktan satın alınan veya armaÄŸan olarak baÅŸkalarına intikal eden bazı eÅŸyaların çoklukla Mersin’de kaldığını tahmin etmek güç deÄŸildir. Bunları araÅŸtırıp saptamak, sahiplerini satışa veya bağışa ikna etmek ÅŸansı henüz yitirilmiÅŸ deÄŸildir. Böylece konak, Ata’yı ağırladığı görkemli ve anıtsal yapısına biraz daha yaklaÅŸmak ÅŸansını verebilir. Bay Mavromati’nin hayatta olan ve Mersin’de yaÅŸayan entelektüel yakınlarından (özellikle torununu kastediyorum) ve o günleri yaÅŸayan hemÅŸerilerimizden yardım istemek için çaba gösterilmelidir. (Sevgili İçel Sanat Kulübü üyelerine bu onurlu görevi plase etsem, acaba diye zaman zaman düşünmüşümdür…)
İl Kültür Müdürlüğü ve Müze yetkililerinin, Atatürk Evi kurulması düşünülürken bu noktayı ihmal etmediklerini biliyorum. ÇeÅŸitli anonslarla kente seslendiler. Tüm çabalarına raÄŸmen çok olumlu sonuçlara varamadılar. Gerçi, birkaç yıl önce kentimizde iki TV istasyonu ve yayını ve bu kadar özel radyo yoktu, ama var olan medya olanaklarını kullandıklarını itiraf etmeliyiz. Bu nedenlerle, Atatürk Evi, Bakanlık arÅŸiv ve depolarında olan anonim malzemelerle kurulmuÅŸtur. Belki bu anıt-ev gerçekten ATATÜRK EVİ olmuÅŸtur; ancak ne yazık ki, “MERSIN ATATÜRK EVİ “olabilmek ve orijinal dokusuna tam kavuÅŸmak ÅŸansını henüz yakalayamamıştır.
Bu noktada iki önerimi sizlere aktarmak istiyorum; ilki Mersinlilere!…
Lütfen, bu konak ile ilgili ve özellikle Ulu Önder’in konuk edildiÄŸi günlerdeki orijinal mobilya, halı ve mefruÅŸatı elinde bulunduranlar; inanıyorum ki bu deÄŸerli anılara gözünüz kadar iyi bakıyor ve zevkle muhafaza ediyorsunuz, ama unutmayınız ki bu malzemeler kentin anonim mali ve ortak anısı konumundadır. Onları olmaları gereken yere verirseniz, biliyorum ki; bir plaketle devamlı anılacak ve anılarınız kuÅŸaklara yansıyacaktır. Ve, Mersin Atatürk Evi, tüm Mersinliler ‘in ortak yüz akı ve ortak anıtı olacaktır.
İkinci önerim, T.C. Kültür Bakanlığı ve İl Kültür Müdürlüğü’nün sayın yetkililerine naçizane bir arzımdır.
Gönül ister ki, Mersin Atatürk Evi dinamik bir çatı olsun. Sadece gezilecek, temsili mankenlerin soÄŸuk yüzü seyredilecek, fotoÄŸrafların duvarı süslediÄŸi ve mezar sessizliÄŸinin hüküm sürdüğü bir anıt-ev olmamalı, burası diye düşünüyorum. Uygun bir tonda müzik sesi duyulabilecek (örneÄŸin; Atatürk’ün sevdiÄŸi ÅŸarkı ve türküler olabilir), altındaki paslanmış kepenkli dükkânların kitap, broşür ve anı deÄŸeri olan bir ÅŸeyler satabileceÄŸi, bahçesindeki banklarda ziyaretçilerin oturup devrimleri anımsayacağı, çeÅŸitli araçlarla (dia, video, film…) genç kuÅŸaklara Kemalizm’in tanıtılacağı bir Mersin Atatürk Evi’ni özlüyorum. Hele hele, çalışma masasındaki o mankenin bir an önce kaldırılmasını diliyorum. Orası ya boÅŸ kalmalı, veya Ata’nın tam benzeri bir manken yerleÅŸtirilmeli diye düşünüyorum. Ben, çalışma masasının mankensiz olmasını tercih ederdim.
Ve bir anı…
Yıllar önce, rahmetli Dr. Abdülkadir Tarhan’ın eÅŸinin tedavisi ile ilgileniyordum. Sonraları vefat eden bu saygıdeÄŸer hanımefendiyi evinde her ziyaretimde bana kahve ikram edilirdi. Merhume, hizmetini gören hanıma “o fincanla getir”, derdi. Birkaç ziyaretimi takiben, sormak ihtiyacı duydum “O fincanı”. O gün, Ulu Önder’in Mersin’e teÅŸriflerinde Mavromati Konağı’na ödünç verilen ve Ata’ya içinde kahve sunulan fincan takımının son fincanı ile kahve içtiÄŸimi öğrendim. “O fincan”, merhume tarafından bana armaÄŸan edildi. Evimizde, özel bir köşeye kalkmadan önce herkes birer kahveyi bu fincanla içmek ÅŸansını elde etti. Uzun yıllar, “o fincan” konutumuzun deÄŸerli bir eÅŸyası olarak yerini korudu. Gün gelip, Atatürk Evi için orijinal eÅŸyaların arandığını öğrenince, “o fincan” yetkililere tarafımızdan teslim edildi.
“O fincan”, Atatürk Evi’nde sergileiyar, bazı diÄŸer eserlerle birlikte. Bu yerel ve orijinal anının, Atatürk Evi’nin Mersin Atatürk Evi olması konusunda uÄŸurlu bir maya olmasını diliyorum. (Ve bu vesile ile Bay ve Bayan Tarhan’lara rahmet diliyorum.) İÇEL SANAT KULÜBÜ BÜLTENİ EKİM 1993/18 sayısından alınmıştır.
ATATÜRK EVİ ve MERSİN ATATÜRK EVİ MÜZESİ – Erdal AKALIN Â






