TARSUS ST. PAULUS KUYUSU (*)
M.S. 1.yüzyılın başlarında Tarsus’ta doğan St. Paulus ‘un aslen Yahudi olan ailesi şehrin ileri gelen aristokratlarından sayılmaktaydı. Ailesinin verdiği Saul adıyla birlikte Roma vatandaşlık hakkına da sahip olmuştu. Bu hak o dönemde edinilebilecek en büyük ayrıcalıklardan birisiydi ve onu daha sonraları Hıristiyanlığın yayılmasını engellemek amacıyla uygulanan şiddetli cezalara karşı korumuştu. Tarsus’un oldukça geliştiği ve bir refah evresi yaşamakta olduğu bu dönemde. Şehrin zenginliği ve gelişmişliği kültürel hayatına yansımıştı ve dönemin önemli felsefe okullarından birisi de Tarsus’ta kurulmuştu. Havari ilk eğitimini Tarsus’ta almış, öğrenimini tamamlamak, fikir ve görüşlerini geliştirmek üzere gittiği Kudüs’te Ünlü Haham Gamaliel’den dersler almıştır. Burada Hıristiyanlığı kabul etmiş olan Yahudiler aracılığı ile yeni yayılmaya başlamış olan Hıristiyanlıkla tanışmış ve başlangıçta bu yeni inanca karşı caydırma faaliyetleri içerisinde bulunmuş, Hıristiyanlığa karşı başlayan saldırıların içinde yer almış ve uzun süre İsa’ya inananları şiddet kullanarak inançlarından caydırmaya çalışmıştır.
Şam’a kaçan Hıristiyanları kovalarken rüyasında Hz. İsa’nın gazabına uğrayan Saul bu mucizeden öyle çok etkilenmiştir ki kendisinin de seçilmişlerden olduğuna inanarak Hıristiyanlığı kabul etmiş, adını Paulus olarak değiştirmiş ve bu yeni dini yaymayı kendisine görev edinmiştir. Mucizesi ise İncil’de yer alarak günümüze dek ulaşmıştır.
Havari Hıristiyanlığı kabul ettikten sonra bütün enerjisini yeni dinini yaymak için harcamaya başlamış, ölünceye kadar da yeni dinini yaymak için çalışmış ve Roma imparatorluk topraklarının büyük bölümünü kat etmeyi başarmıştır. Sevindirici haberi (yani İncil’i) uluslara müjdelemeye gönderilmiş bir haberci olarak geçen Paulus, haberci olarak dört defa misyonerlik gezisine çıkmış, bu gezilerin ilkini Aziz Barnabas ve Markus ile yapmıştır. Daha çok Anadolu’nun batısını hedefleyen bu gezilerin son ikisinin ucu Yunanistan, Adalar ve Roma’ya kadar ulaşmıştır. Roma imparatorluk topraklarında oluşan bütün olumsuzluklara rağmen Paulus’un sergilediği inatçı tutum ve etkili vaazları kısa sürede taraftarlarının artmasını sağlamıştır. Ancak Havarinin, Hıristiyanlığı yayma faaliyetlerinden rahatsız olan Romalılar tarafından tutuklanarak yargılanmak üzere Roma’ya gönderildiği ve takriben M.S. 60 yıllarında burada öldüğü bilinmektedir.
Hıristiyanlığı Yahudiliğin bir mezhebi olmaktan kurtarıp, dine şekil vererek kurallarını belirleyen ve ilk kiliselerinde kurucusu olan bu teorisyen ve felsefe adamı Tarsuslu daha da önemlisi Anadolulu olarak tanınmakta, Hıristiyanlık tarihinin en değerli azizleri arasında sayılmaktadır. Yaptığı hizmetlerden dolayı ona duyulan bu sevgi çoğu zaman literatürde ‘Tarsuslu Havari’ olarak da geçmesini sağlamıştır.
Tarsus’ta Anadolu topraklarına ait bu kutsal kişinin ülke içinde ve dışında Hıristiyan camiasında büyük bir sevgi ve saygıyla anılması, Tarsus’a ayrı bir ilginin doğmasına sebep olmuştur. Bu yüzden bu gün ilçe merkezinde bulunan ve St. Paul Kuyusu olarak bilinen mekan onun için seçilmiştir. Burası Tarsus’un sembolü olmuş önemli, kutsal mekanlardan birisi olarak da uzun süredir ziyaret edilmektedir.
St. Paulus Kuyusu ve çevresinde yaşayan vatandaşların beyanlarından da 80-90 yıl öncesinde kuyu çevresinde bir kilisenin olduğu anlaşılmaktadır. Bu doğrultuda Kuyu çevresinde yer alan mevcut kalıntıların Kuyu ile bağlantılarını ortaya çıkarmak amacı ile Müze Müdürlüğünce 1999 yılında bir kurtarma kazısı yapılmıştır. Kazı çalışmaları 180 m2 lik alan içerisinde 1,5 ay kadar sürmüştür.
Kazı çalışmalarında üst toprak seviyesinden itibaren 3-5 m derinliğe inilmiştir. Üst toprak katından itibaren Osmanlı, Selçuklu, Bizans ve Roma dönemi kültür yapı kalıntıları ve buluntuları kuyu ve çevresi hakkında geniş çapta bilgi vermiştir. Ortaya çıkan kültür katlarına paralel olarak Kuyunun gövde ve ağız bilezik taşı ile üst yapı taşlarının da onarım gördüğü belirlenmiştir. Yaptığımız araştırmada Kuyunun Osmanlı döneminde kapalı mekân içerisinde olduğu ifade edilmektedir. 1940 yılından sonra Kuyu çevresinde yapılan beton binalardan dolayı antik dönem kültür katları tahrip olmuştur. Kazı çalışmalarında tahrip olmuş antik dönem bina kalıntıları temel bakiyeleri gün ışığına çıkarılırken oldukça zorlanılmıştır.
Kazı çalışmaları sonucunda Roma dönemine ait bir çok seramik parçaları yanında iki adet pişmiş toprak kandil ve bir adet mermer sütun kaplama parçası bulunmuştur. Günümüzden itibaren Roma dönemine kadar inebilen beş kültür katına rastlanılmış ve kazı alanında hiçbir kalın tahrip edilmeyerek yerinde bırakılmıştır. Böylece geç dönem duvarları ile değişik seviyelerde çıkan daha erken dönemlere ait zemin ve taban parçaları bulundukları seviyede koruma altına alınmıştır.
Kazı çalışma alanı ve Kuyu kültürel doku bakımından paralellik göstermektedir. Muhtemelen Kuyu her kültür tabakası seviyesinde onarım görerek günümüze gelmiştir.
Kuyu ve Kazı Alanı çevre düzenlemesi yapılması için ihaleye çıkarılarak projelendirilmiş ve bu proje uygulamaya konulana kadar özel idare tarafından geçici çevre düzenlemesi yapılmıştır. Buna göre Kuyu alanının çevresi tel çit ile çevrilerek çimlendirilmiş kalıcı ve asıl projenin uygulamaya sokulmasıyla birlikte tel çitlerin yerine duvarlar örülerek alan biraz daha genişletilmiştir. Kuyu çevresinde yapılan istimlak çalışmalarına paralel olarak St. Paulus Kuyusu ile bağlantılı 37. ve 42. sokakta, 19. yy sivil mimariyi temsil eden tarihi evlerin, ‘Sokak Sağlıklaştırma Projesi’ doğrultusunda cephe onarımları tamamlanmıştır. Bu alanda çalışmalar proje kapsamı genişletilerek devam etmektedir. Bu bağlamda 37. Sokaktaki, Kuyunun karşısındaki bazı evler de kamulaştırılarak projeye dahil edilmiştir. Şu an bu binaların restorasyonları ilgili müteahhit firma tarafından sürdürülmektedir.
(*) Işık ADIBELLİ‘nin İçel Sanat Kulübü Aylık Bülteni 2002/111. Sayısında yer alan TARSUS MÜZESİ – TARSUS ST. PAULUS KUYUSU – ST. PAULUS ANIT KİLİSESİ – ara başlıkları olan yazısı sizlere daha kolay ulaşabilmek için 3 bölüm halinde sunulmuştur. Aynı bültendeki, konuyla ilgili “PAULUS ANIT KİLİSESİ RESTORASYONU – Akbil BERGÜL, Restoratōr” yazısını da bu sitede bulabilirsiniz. İçel Sanat Kulübü Aylık Bülteni 2002/111. Sayısından Alınmıştır.






