ST. PAULUS ANIT KİLİSESİ (*)
M.S. 4. yüzyılda İmparator Constantinus tarafından Hıristiyanlığın resmen tanınması sonucu dini baskıların kalkması ile genel bir yaygınlaşmaya başladığı MS. 5. yy.’dan itibaren rahatlama yaşanmıştır. Kiliselerin itibaren Aziz Paulus adına çok sayıda kilise inşa edilmiştir. Bu kiliselerden birkaç tanesi de Paulus’un kenti olan Tarsus’ta yer almaktaydı. Biz bu kiliselerin varlıklarını 18. yüzyıldan itibaren Tarsus’a gelmiş olan Avrupalı seyyahlardan öğrenebiliyoruz. Günümüzde bu kiliselerden sadece bir tanesi korunabilmiştir. Bu yapı aynı zamanda Tarsus’taki tek kilise olarak da bilinmektedir.
Yapı 460 m2 alan üzerine inşa edilmiş olup çevresi taş duvarlara çevrilmiştir. On giriş kapısı kuzey tarafta ve anıtsal niteliktedir. Girişin hemen sağ tarafında bahçe içerisinde kilisenin su kuyusu yer almaktadır. Ayrıca bu kuyunun az ilerisinde batı tarafta ise küçük bir yan kapı mevcuttur. Bahçe kısmı düzgün kesilmiş kireç taşları ile kaplıdır.
Genel olarak dikdörtgen biçim oluşturan yapının planı oldukça basittir, batıda dört sütunun taşıdığı tonozlu bir sundurma yer almaktadır ve bu tonozların iç kısmı gök mavisine boyanmış, köşeler stilize bitki motifleri ile süslenmiştir. Geride içeri giriş sağlayan kemerli ana giriş kapısı ve yanlarda birer pencere bulunmaktadır. Yapının doğu arka cephesinde ortada büyük yanlarda ise küçük olmak üzere üç apsis çıkıntısı mevcuttur. İç kısımda apsislere simetrik üç nefe ayrılan kilisenin net tonozlarını dörderli iki sütun sırası taşımaktadır. Bu sütunların aksı üzerinde, yan duvarlara bitişik iki sırada yarım plaster sütunlar yer almaktadır. Bu sütunlar kireç taşından yapılmış olmasına rağmen görüntüyü zenginleştirmek amacı ile üzerleri sıvanarak koyu renkte ince, kesik ve düzensiz çizgisel boyama tekniği ile sütunlara damarlı mermer imajı kazandırılmıştır. Sütun başlıkları da Korinth tarzı taklit edilerek boyanmıştır. Kilisenin zemini beyaz ve siyah mermer plakalarla kaplıdır. Sadece dua edilen alanın önünde küçük bir bölüm opus-sectile tekniğinde üçgen formlu siyah ve beyaz mermerlerle basit bir şekilde vurgulanmıştır. Orta nef ile apsisin kesiştiği kısımdaki kutsal mekan süslemeli mermer bir paravanla ayrılmıştır. içeride duvarlardaki nişler zamanında ikona ve aziz tasvirleri için yapılmıştı. Bu nişlerin benzerleri yanlardaki küçük apsislerde de mevcuttur.
Orta nefin doğusunda yer alan orta apsis üzerindeki yuvarlak pencerenin yanında bulutların arasında iki melek tasviri bulunmaktadır. Pencerenin altında ise manzara resmi yer alır.
Melek motiflerinin üzerindeki orta tonozda üçgen içerisine göz motifi bulunmaktadır. Bir sonraki sahnede ise ortada başında halesi ile Hz. İsa, yanlarda ise Evangelistler (İncil yazarları) resmedilmiştir. Figürler cepheden, kırmızı ve mavi kıyafetler içerisindedirler. Hz. Isa sağ elini öne uzatmıştır, havariler ise İncil yazmaktadır, başlarının etrafında halelerinin üzerinde Yunanca olarak isimleri sıfatları ile birlikte yazılmıştır.
Yanda sol ön tarafta Lucas ve boğa betimlemesi, onun arkasında Matheus bulunmaktadır. Bu figürün üst kısmı omuzlarından itibaren tahrip olmuştur, sadece isminin bir kısmı okunabilmektedir. Sağ ön tarafta Markos ve aslan betimlemesi onun arkasında ise Yohannes bir kartal figürü ile tasvir edilmiştir. Bu duvar resimlerinin yanı sıra tonoz geçişlerinde ve kemerler üzerinde köşelerinden çaprazlamasına bölünmüş dikdörtgen sıraları mevcuttur. Bu dikdörtgen çerçeveler içerisinde kullanılan krem ve kahve tonlarıyla kontrast oluşturarak yapılan gölge ışık oyunu ile duvarların bu kısımlarında bosaj görüntüsü verilmeye çalışılmıştır.
Kilisenin kuzey ve güney taraflarında ise iki küçük kapı daha mevcuttur. Bunlardan güneyde yer alan kapının yan tarafında çift çıkışlı taş merdiven, kilisenin içindeki asma kat bölümüne dıştan bağlanmaktadır. Ahşap kullanılarak yapılan bu balkon biçimli asma katın orta nefe bakan korkuluk cephesinde manzara resimleri bulunmaktadır.
İç mekân aydınlatılmasını sağlamak amacı ile apsislerde ve yanlarda karşılıklı simetrik pencereler yer alır. Yanlarda bulunan küçük kapılar üzerinde bu pencereler haç biçiminde yapılmıştır. Yapının kuzeydoğusunda sağda ise küçük bir sütunla desteklenmiş çan kulesi mevcuttur.
Kilisenin orijinalinin M.S. 11-12. yüzyıllar arasında yapıldığı tahmin edilmektedir. Ancak yapı 1862 de geçirdiği büyük çaplı onarımdan sonra bugünkü halini almıştır. Hıristiyan ahalinin 1923’de Tarsus’tan ayrılmasından sonra uzun süre terkedilmiş olarak kalmıştır. Daha sonraları binada bazı değişiklikler yapılarak askerlik şubesi ve lojman olarak kullanılmıştır. 1994 yılında tescillenerek Kültür Bakanlığı tarafından koruma altına alınan yapı anıt müze olarak hizmete girmiştir. Ancak bazı kısımlarında koruma ve onarım yapılması gerektiği için gerekli ön çalışmalar ve projeler hazırlanarak 1997 yılında restorasyon çalışmalarına başlanmış ve iki aşamalı olarak sürdürülmüştür. Bunlar yapı Üzerinde ve içte duvar resimleri üzerinde gerçekleşmiştir.
Bu çalışmalar 2000 yılında İnanç Turizmi kapsamında daha da genişletilerek gündeme çevre düzenlemesi projesi de eklenmiştir.
Bu çerçevede Kilise çevresinde yapıyı çevreleyen çok sayıdaki betonarme bina istimlak edilmiştir. Bu binaların yıkılması ve yerlerinin temizlenmesinin ardından bu alan çimlendirilerek park haline getirilmiştir böylece Anit Müze çevresindeki çok geniş bir alanda çevre düzenleme projesi, kafeterya ve lojman binaları otopark, zemin taş döşeme ve eser teşhir, tanzim, stant çalışmaları da tamamlanarak hizmete hazır hale getirilmiştir…
(*) Işık ADIBELLİ‘nin İçel Sanat Kulübü Aylık Bülteni 2002/111. Sayısında yer alan TARSUS MÜZESİ – TARSUS ST. PAULUS KUYUSU – ST. PAULUS ANIT KİLİSESİ – ara başlıkları olan yazısı sizlere daha kolay ulaşabilmek için 3 bölüm halinde sunulmuştur. Aynı bültendeki, konuyla ilgili “PAULUS ANIT KİLİSESİ RESTORASYONU – Akbil BERGÜL, Restoratōr” yazısını da bu sitede bulabilirsiniz. İçel Sanat Kulübü Aylık Bülteni 2002/111. Sayısından Alınmıştır.






