,

ŞURUP TADINDA YADİGAR MEKANLAR; KAHVEHANE’LER – Vahap Kokulu

AKKAHVE-E.Aykin_.jpg

1550 yılında Osmanlı sınırlarındaki ilk kahvehane İstanbul’da açılır. Kısa zaman içinde kahvehane sayısı hızla artar Kahve içmek ve yarenlik etmek amacıyla buralarda toplanan muhtelif zümrelerden ve değişik kültür seviyelerinden insanlar, çok hızlı gelişen bir kültürel birikim ortamı ve sosyalleşme mekânı oluşturur. Neredeyse her mahallede, müdavimlerinin özelliklerine göre çeşit çeşit kahvehane açılır. Hamal kahvehaneleri, esnaf kahvehaneleri, gibi farklı türde dükkânlar doldurur şehirleri.
Evliya Çelebi’nin söylediğine göre, onun zamanında yalnızca İstanbul’daki kahveci ve kahvehane sayısı toplamda 800 kadardır. Hatta bazı kahvehanelere daha çok okuryazar insanlar gitmektedir ve buralarda gerek siyasi gerek sosyal yaşamla ilgili konularda sohbetler edilir. Böylece çok kısa sürede kahvehaneler, halktan erkeklerin buluşma ve sohbet etme mekânları haline gelir.Birinci ve ikinci dünya savaşlarında çok zor bulunan, karaborsaya düşen kahve, ilerleyen yıllarda ticaretinin artmasıyla yeniden yaygınlaşır.
KIRAATHANE’LER
Sait Faik Abasıyanık’ın, “Kıraathaneye gitmemiş bir üniversitelinin tahsilini yarım sayarım. Bu dekansız, doçentsiz, bütçesiz, fakültesiz, tamamen muhtar üniversitelerin tavla şıkırtıları arasında ‘gören bir göz’, ‘işiten bir kulak’ bir memleketin nabzını tutabilir” diye tasvir ettiği kıraathane tipi yok olmuş gözüküyor.
Ulusal veya yeral gazeteler ve dergiler yayınlanmaya başlayınca, kahvehanelerde de bu yeni yayınlar okunmaya başlanır. Kahvehanelerde artık günlük gazeteler ve kimi haftalık, kimi aylık olarak yayınlanan dergiler hazır bulunmaktadır. Müdavimler de bunları takip ederek ülkede ve dünyada olan bitenlerden daha yakinen haberdar olmaya başlarlar.
İSKELE (URAY) CADDESİNİN KAHVEHANELERİ
Mersin’in Yumuktepe ve Pompeipolis antik yerleşimlerinin derin bir sessizliğe büründüğü zamanlarda Doğu Akdeniz yakın tarihinde yeniden gündeme gelmesinin sebebi Akdeniz’e uzanan boy boy iskeleleridir. Bu iskelelerin giderek ticari anlamda etkinliklerinin güçlenmesi ile Mersin’e bir tren hattı kurulabilmiştir. Genellikle uluslararası lojistiğin güçlenme koridorları da İstasyon (İstiklal) caddesi ve iskele (Uray)caddesi olmuştur. Bu caddelerde lojistiğin güçlenmesi adına yoğunlaşan insan topluluğunun “para” dışında bir başka önemli ihtiyacı “ibadet ” ve “istirahat” olmuştur. İskele (Uray) caddesinin bir ucunda Latin Katolik Kilisesi ve diğer ucunda Eski Cami ve Gümrük meydanında “Yeni Cami” varlığı o insan topluluğun “ibadet” ihtiyacını gidermiştir.
Lojistiğe emek ve kafa yoran insan topluluğunun İstirahat ve moral ihtiyacı “Kahvehane” veya “Kıraathane “adı verilen ve çoğu denize nazır yapılarla tatmin edilebilmiştir.
Taş İskeleye birkaç metre mesafedeki “Taşhan ” ve ” Azakhan”nın içindeki üzeri asma dalları ile kaplı havuzları olan kahvehanelerde iskelelerde emek veren işçilerin (hammal) iş bekledikleri ve dinlendikleri isyerleri olarak hatırlanabilir. Bu kahvehanelerde kömür ateşi ile demlenen çay’lar ve pişirilen köpüklü kahveler ve süzme yoğurtla yapılan ayran ve diğer meşrubatlar keyfin alasını müşterilerine sunabilmişlerdir.
Taş iskele ile Gümrük İskelesi arasında kalan kıyıda “Ziya Paşa Kıraathanesi” İskele (Uray )Caddesi tüccarlarının sabahın erken saatlerinde veya iş bitimi ikindi vakitlerinde bir araya gediği ve günün ticari ve ekonomik koşullarının sohbetini yaptığı, kafa dinlendirmek adına bilardo ,tavla ve masa oyunları oynadığı, keyfi ziyade adına kömür ateşi ile tüttürülen tömbekinin başı çektiği nargilelerle dalgaların kıyıya vuruşu müziğinin dinlendiği bir vaha olarak tanımlanabilir.
1936 yılında Ülkemize Olimpiyatlarda ilk madalyayı kazandıran Mersinli Ahmet’e geçimini sağlamak adına devletçe hediye edilen “Olimpiyat “kahvesi yine denize sıfırdır. Gümrük İskelesinin hemen doğusundadır. Bu kahveye Mersin limanına demir atmış gemilerin mürettebatının, Mersin’e gelen yolcularının Türkiye deniz sınırında Mersin’ e “Merhaba” dedikleri bir şirin yapıdır. Bu kahvede Mersinli Ahmet ‘le tanışma ve sohbet etme imkanı olmuştur. Yine asma dalları gölgesinde havuzlu bir açık alanı vardır. Kapalı alanlarda ise meraklılarına bilardo ve çeşitli masa oyunları hizmeti verilmektedir. En ilginç tarafı da duvarlarda onlarca Mersinli Ahmet’e ait fotoğrafların ve kendisine verilen ödüllerin, kupaların sergilenmekte oluşudur.
Tüccar kulübü Mersin iskelelerinde lojistik adı verilen hizmet ve uluslarası ticareti gerçekleştiren tüccarların dinlendiği, birbirleri ile günün ekonomik gelişmelerini birlikte akşam yemeği kapsamında tartıştığı bir kapalı kahvehane olarak da tanımlanabilir. Tüccar kulübü kurucuları kendi aralarında aldıkları önlemler ve kurallarla ailelerini de bu kulüpten yararlandırmışlar ve bu yararlandırma kapsamına Mersin protokolünü de dahil etmişlerdir.
Mersin Öğretmenleri Tüccar kulübü binasının bir tarafındaki yine kahvehane ‘de bir araya gelerek dinlenmişler, sohbet etmişler, masa oyunları oynamışlardır. Bu kahvehanenin adı giderek “Lokal” adını almış ve bu “lokal “sözcüğü halen birçok kahvehane veya kıraathane ‘de kullanılmaktadır.
Akkahve ise şimdilerde Belediye Taş Bina adı verilen ancak Vali Tevfik Sırrı Gür döneminde Ak Otel adı verilen yatırımın zemin katındaki kapalı alandır. Yine denize sıfırdır. Akkahve’de Tüccar Kulübü veya Öğretmenlerin, gençlerin, öğrencilerin devam ettiği bir yapıdır. Akkahve hem kahvehane hem de bir butik lokanta olarak hizmet etmiştir.
Lojistik ve ticari rüzgarların estiği iskele caddesinin son buluşma yerleri olan Tüccar Kulübü ve Akkahve’den sonra kahvehanelerin adı “Bahçe” olmuştur. Bu bahçeler “Aile Bahçesi, “Emirgan Aile Çay Bahçesi ve son durakta Cumhuriyet alanındaki Millet Bahçesidir.
Bu “bahçe” adı verilen mekanlarda Mersinli kadınlar da aile yapısı içerisinde yer almışlar, ailece “Kahvehane “de buluşmuşlardır. Bu buluşmaların bir grubu da o çevredeki Mersin Lisesi öğrencileri olmuştur. Buralar da yine çay ancak “demlikte çay” olarak ortaya çıkmış, Mersin’de üretilmeye başlanan gazozlar satılmış ve o dönemlerde zor bulunan kahve bile menü içerisinde yer almıştır.
Limanı olmayan Mersin kenti önünde sahile bakan iskeleler ve bu iskelelerle bağlantılı caddelerde “kahvehane ” ler sosyal merkezler tarihin derinliklerinde kaybolmuşlardır.
Şimdi bu yapılardan tek hatıra kalan Akkahve’ye o tarihi işlevini kazandırma zamanıdır. (2021)

İktisatçı. Solist, korist, sunucu, prog.cı. Sanat derneklerinde yönetici. Mersin ve Mersinli-ler sevdasıyla "Şurup Tadında" yazar.

scroll to top